31 Ocak 2015: 7 Haziran bir kırılma noktasıdır25 Temmuz 2017: 2019 bir kırılma noktasıdır 2017-07-29 09:01:57 ANKARA - Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2019 seçimleri kırılma noktasıdır” sözleri, 7 Haziran’dan önce dile getirdiği sözlerini hatırlattı. Erdoğan, “kırılma noktası”nı ilk 7 Haziran’dan önce söylemişti ve çözüm sürecinin geleceğini de buna bağlamıştı. 7 Haziran beklenen sonucu vermeyince “kırılma noktası” 4 yıl sonraki başkanlık seçimlerine ertelendi. “Partili Cumhurbaşkanı” sıfatıyla geçtiğimiz salı günü partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 seçimlerinin kendileri açısından önemine işaret ederek, bu seçimlerin “kırılma noktası” olduğunun altını çizdi. Bu seçimleri kazanmamalarının kendileri açısından “telafisi mümkün olmayan sonuçlar” doğuracağını işaret eden Erdoğan, teşkilatlarına şu uyarılarda bulundu: ‘2019 BİR KIRILMA NOKTASIDIR’ “Ne zamanki statükoya teslim olursak ne zamanki metal yorgunluğunun üstesinden gelemezsek bizim için yolun sonudur. Girdiğimiz her mücadele bizim için bir yeniden doğuştur. 2019’da ancak bu şekilde başarılı olabiliriz. Bir olalım iri olalım, beraber olalım, hep birlikte Türkiye olalım. (…) Zarar veren kardeşlerimizi de uyarıyorum. Kusura bakmasınlar, biz uyarmadan kendileri bu uyarıyı yapsınlar ve adımı atsınlar. Zira artık yanlışlara, hele hele bedeli ödenemeyecek yanlışlara tahammülümüz yok. Çünkü 2019 bir kırılma noktasıdır. 2019’da diyorlar ya parlamenter demokrasi. Parlamenter demokraside seçim kazanmak bizim için leblebi çekirdekti. Biz hedefi büyük koyduk. Şimdi 50 artı 1 almamız lazım. Bunu da aldığımız zaman hizmetin boyutu çok daha büyüyecektir.” İLK ‘KIRILMA NOKTASI’: 7 HAZİRAN Erdoğan’ın hedefi 2019 seçimleri olarak koyup bunu da “kırılma noktası” olarak göstermesi 7 Haziran seçimleri ve öncesinde yaptığı değerlendirmeleri hatırlattı. Erdoğan, aslında 7 Haziran 2015 seçimlerinde ulaşmak istediği hedefe ulaşmak istiyor ve bunun için yaptığı bir konuşmada 400 milletvekili talebinde bulunuyordu. Erdoğan’ın hesabına göre, HDP baraj altında bırakılarak, 400 milletvekili elde edilirse yeni anayasa yapılacak ve başkanlık sistemine geçilecekti. Hatta Erdoğan, seçim öncesinde çözüm sürecinin geleceğini de 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarına bağlı olduğunu belirterek, bu konuda Kürtlere çeşitli düzeylerde mesaj vermeye başladı. Ocak 2015 tarihinden itibaren 7 Haziran’ın bir “kırılma noktası” olacağını ifade etmeye başlayan Erdoğan, bu görüşlerini birçok mitingde ve kimi toplantılarda dile getirdi. İLK İŞARET: 31 OCAK 2015 Erdoğan, daha 31 Ocak 2015 tarihinde TÜMSİAD’ın İstanbul’daki toplantısında, “Yeni Anayasa’nın ne büyük ihtiyaç olduğunu görmeliyiz. Bunun için de yeni Türkiye hedefi var. Hızı artıracak sistem değişikliğine ihtiyaç var. Sistem değişikliği ayaklarımızı prangalardan kurtaracak. 7 Haziran Türkiye’nin kırılma noktasıdır. 400’ü (Vekil) alan iktidar yeni Türkiye’nin temel taşlarını döşeyecektir. Bunu böyle görmemiz lazım” açıklamasında bulundu. ‘400 VEKİLİ VERİN HUZUR İÇİNDE ÇÖZÜLSÜN’ Cumhurbaşkanı Erdoğan, “7 Haziran kırılma noktasını” daha da ileriye taşıyarak, Antep’te 7 Mart 2015 tarihinde yaptığı bir açıklamada, “Bu seçimde Türkiye'yi, yeni Türkiye hedeflerini, yeni anayasasına, başkanlık sistemine, çözüm sürecini güçlendirerek kavuşturmak için hazır mıyız? Kardeşlerim, 400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün” değerlendirmesinde bulundu. KÜRTLERE: SİZ BİZİ ANLAMIYORSUNUZ Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla AKP için 14 Mayıs 2015 tarihinde Van’da yaptığı seçim mitinginde, “Ah benim Kürt kardeşlerim, canım kardeşlerim biz size sevdalıyız. Ama siz bizi anlamakta zorlanıyorsunuz. 7 Haziran bir kırılma noktasıdır. Terörü arkasına alanlar mı kazanacak yoksa bu millete sevdalı olanlar mı kazanacak, bu bakımdan çok önemli” açıklamasında bulundu. Daha sonra bu sözlerini gittiği her yerde tekrarladı. B VE C PLANLARI Erdoğan, 7 Haziran’ın kırılma noktası olduğu açıklamasıyla neyi kast ettiğini esas olarak 21 Mayıs 2015 tarihinde bir özel TV programında gazeteci Mehmet Barlas’a verdiği mülakatta, şu sözlerle daha açık bir şekilde dile getiriyordu: Erdoğan: (Çözüm sürecini kast ederek) Tabii biz bir hukuk devleti olduğumuza göre attığımız adımları buna göre atmak zorundayız. Bunlar çiğnendiği andan itibaren devlet B planı ve C planı devreye girecektir. Mehmet Barlas: Yani sizin bir B planı ve C planınız var. Erdoğan: Olmaz olur mu tabii ki var. Mehmet Barlas: Yani barış sürecinin devre dışı kaldığı buna mukabil güvenlik tedbirlerinin ön plana geçtiği bir plan mı var? Erdoğan: Zaten 7 Haziran bir kırılma sürecidir. Mehmet Barlas: 7 Haziran’dan sonra B planına mı geçilecek? Erdoğan: 7 Haziran bir kırılma sürecidir. Bunu görmeden bir şey söylemek mümkün değildir. Bunu gördükten sonra ne olacağı çok daha açık net ortaya çıkacak. Önce her şeyi “7 Haziran kırılma noktasına” bağlayan ve seçimlerden sonra çözüm sürecini bitiren AKP ve Erdoğan, başlayan çatışmalar üzerinde Dağlıca’da 17 askerin hayatını kaybetmesine ilişkin bir TV kanalında sorulan bir soruya da, “Bu 400 hedefini gösterme aslında yeni bir Anayasa’nın inşasına yönelik bir hedefti. Parlamentoda daha zayıf oldukları dönemde olmayacak kadar bu dönemde yaptıkları tahribatı neyle izah edeceğiz? 6-7-8 Ekim olaylarını yaşadık, Suruç olayını yaşadık, Diyarbakır olayını yaşadık. Bunlar hep bir dayanışma ve yardımlaşmanın neticesinde, en azından ülkemizde terör belasının estirilmesinden başka bir şey değildi. 400 vekili elde edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalasaydı, durum bugün çok farklı olurdu” diyerek, “asıl kırılmanın” nerelerde nasıl yaşandığına da işaret etti. NE TÜR KIRILMALAR YAŞANDI Erdoğan’ın, “7 Haziran kırılma noktasıdır, 400 milletvekili verin bu iş huzur içinde çözülsün” hedefinin tutmaması üzerine toplumsal alanda birçok kırılma noktası yaşandı. İşte Türkiye’de o tarihten beri yaşanan “kırılmalar”: * 24 Temmuz 2015 tarihinde çözüm süreci bitirilerek savaş konsepti devreye sokuldu. O tarihten sonra Kürt kentlerine yönelik ablukalar ve saldırılar başladı. O günden beri yaşanan çatışmalarda en az 3 bin insan hayatını kaybetti. * 7 Haziran seçim sonuçları boşa çıkarılarak 1 Kasım’da MHP’nin de desteği ile seçimler tekrarlandı ve AKP yeniden tek başına iktidar oldu. * 20 Mayıs’ta CHP ve MHP’nin desteği ile dokunulmazlıklar kaldırıldı. 4 Kasım’da HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri tutuklanmaya başlayarak, 1994’teki “2 Mart Darbesi” daha baskın bir şekilde yenilendi. * 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye kanlı bir darbe girişimine sahne oldu. 249 insan hayatını kaybetti. “Allah’ın lütfu” olarak görülen bu süreçten sonra 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi. OHAL ile yüzbinlerce kişi gözaltına alındı, yüzbinlerce kişi işinden edildi, 70 bine yakın kişi tutuklandı, onlarca basın yayın kuruluşu kapatıldı, yüzlerce sivil toplum örgütünün kapısına mühür vuruldu. * 7 Haziran’da 400 vekil hesabı tutmayarak, anayasa değişikliği başarılamayınca darbe sonrası MHP’nin desteği ile başkanlık sistemini içeren anayasa taslağı hazırlandı. 16 Nisan’da yapılan şaibeli referandum ile YSK kararı ile anayasa değişikliği kabul edildi. * Milletvekillerinin tutuklanması ile zaten hükmü kalmayan TBMM en son yapılan iç tüzük değişikliği ile tamamıyla etkisiz hale getirildi. * Erdoğan’ın ikinci kez “kırılma noktası” olarak işaret ettiği 2019 ile 7 Haziran’da ulaşılamayan nihai hedefe ulaşılmak isteniyor. Kenan Kırkaya - dihaber