ANKARA - “Terörle mücadele” diyerek Suriye topraklarına giren Türkiye, iç politikada da “Başkanlık gelirse terör biter” söylemine sarıldı. Seçim meydanlarında “Ya bitecek ya bitecek” diyerek benzer argümanlar kullanan Tansu Çiller’in bu sözlerinin üzerinden 24 yıl geçti.
Türkiye Genelkurmay Başkanı’nın ABD ve Rusya genelkurmay başkanları ile Antalya’da gerçekleştirdiği zirvede, temel gündem yine Kürtler oldu. Rojava özgülünde Kürt kazanımlarından duyulan rahatsızlığını dile getiren Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın sözleri mevkidaşları nezdinde karşılık bulmuyor.
HAMLELER DAİŞ’İ YAŞATMA GİRİŞİMİ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Zira bundan sıra süre önce de ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford Türkiye’ye davet edilmiş ve son dönemlerde tartışmaların odağında yer alan İncirlik Üssünde yapılan görüşmede, Türkiye açık bir şekilde Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) Rakka operasyonunda yer almaması talebi iletilmişti. Türkiye’nin Minbic’te QSD’ye yönelik operasyon isteğinin de gündeme geldiği toplantıda, ABD ikna olmadı. Türkiye’nin “terörle mücadele” argümanı ile dile getirdiği talepler, Rusya ve ABD nezdinde özellikle Suriye bağlamında “terörün bitirilmesi” değil, aksine “terör destek” olarak algılanıyor.
Zaten bu yüzden o toplantıdan sonra Türkiye’nin Minbic’e yönelik saldırılarına karşı Rusya ve ABD sembolik de olsa Minbic’e askeri güç konumlandırdı ve Türkiye bunu “kendisine karşı yapılmış bir anlaşma” olarak algıladı. Zaten verilen mesajda bu yönlüydü. Türkiye’nin 3 Mart tarihinde Minbic’e yönelik başlattığı saldırıları da uluslararası camia Rakka operasyonunu zayıflatmaya yönelik bir hamle olarak nitelendirdi.
TÜRKİYE’YE RAKKA’YI ENGELLEME UYARISI
DAİŞ'e karşı yürütülen Doğal Kararlılık Operasyonu Birleşik-Ortak Görev Gücü Komutanı Korgeneral Stephen Townsend, Bağdat'tan telekonferans aracılığıyla katıldığı bir basın toplantısında 4 Mart tarihinde yani Minbic’e yönelik saldırılardan bir gün sonra Türkiye’ye, “Koalisyonun Rakka için hazırlık gücünü ve işlerini engellememeyi dikkate almaları” uyarısında bulunması da bu yaklaşımı güçlendiriyor.
‘KÜRTLERE TAVIR ALIN BENDE DESTEK VERDİĞİM GÜÇLERDEN VAZGEÇEYİM’
Bu arada Antalya’da yapılan zirvede, Türkiye Rusya ve ABD’ye kimi yeni teklifler sundu. Kürtlerin bölgede geriletilmesi için şimdiye kadar sunduğu argümanları işe yaramayan, Türkiye Astana görüşmelerinde bir süre destek verdiği El Nusra’ya karşı ittifak yapmayı kabul etmesine benzer tekliflerle masaya oturdu. “Herkesin Suriye’de bayrak dalgalandırmasını doğru bulmuyoruz” şeklinde formüle edilen sözlerle Türkiye, Kürtlerin geriletilmesi karşılığında gerekirse bölgede birlikte hareket ettiği güçlere tümüyle sırtını dönebileceği mesajını verdi. Bu mesajda ağırlıklı olarak rejime destek veren Rusya’ya yönelik bir mesaj olarak algılandı.
BAŞKANLIK GEÇERSE ‘TERÖR’ BİTER Mİ
Suriye bağlamında bu gelişmeler yaşanırken, Referandumun yaklaşmasıyla birlikte, iktidarın ileri sürdüğü en önemli argüman “Başkanlık gelirse terör biter” söylemiyle kendisini dışa vuruyor. Muhalefet partileri, “Türkiye’deki savaş ve çatışma halinin” siyasi amaçlara ulaşmanın bir aracı olarak kullanıldığının göstergesi olarak bu söylemleri değerlendiriyor. Ayrıca, referandum ve kimi seçimler öncesinde savaşın yükseltilmesi de bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor. “Savaş ve çatışma ile toplumu terbiye etme ve istediği noktaya getirme” girişimi olarak nitelendirilen bu yaklaşım, kimileri tarafından, “şantaj” kimileri tarafından da, “seçmene yönelik tehdit” olarak nitelendiriliyor.
24 YIL ÖNCE ÇİLLER DE DİYORDU
Ancak başkanlığın gelmesiyle birlikte savaş ve çatışmanın biteceği yönündeki söylemler geçmiş pratikler göz önüne alındığında tersi yönde bir gerçeği ifade ediyor. Şimdiye kadar pek çok iktidar, “Savaşla çözüm bulma” yaklaşımını kendisinden başlattı. 1990 yılından beri tedavülde olan bu söylemi bir dönem en çok Tansu Çiller kullandı. 1993 yıllında seçim meydanlarında PKK’yi kast ederek, “ya bitecek ya bitecek” sözleriyle destek arayan iktidar oldu. Aynı yıl içerisinde, “Listeleri elimizde” denilen Kürt işverenlerin bir bir öldürüldü. DEP milletvekilleri bugünküne benzer bir şekilde meclisten atılarak cezaevine gönderildi. Ancak o söylemlerin üzerinden 24 yıl geçmesine, binlerce insan hayatını kaybetmesine rağmen, ne savaş ne de siyasetin “terör” diye tanımladığı şey bitti.
1 KASIM’DA DA TERÖR BİTİRECEKLERDİ!
AK Parti’de bunu yıllar içerisinde birçok kez dillendirdi ve her defasında toplumdan, “terörle mücadele” söylemiyle destek aldı. En yakın tarih olan 1 Kasım seçimlerinde de, iktidar çatışmayı attırarak, “Ya biz ya kaos” söylemi seçimlere gitti. “Biz gelmezsek beyaz Toroslar gelir” şeklinde Kürtlerin, “Biz gelmezsek terör artar” söylemiyle Türkiye halkının korkutulduğu, 1 Kasım seçimlerinde AK Parti yeniden tek başına iktidar oldu. Ancak ne istikrar geldi ne de “terör” bitti. Aksine işler iyice kontrol edilemez noktaya geldi. O tarihten sonra Kürdistan’da yürütülen çatışma Ankara’ya bir darbe olarak yansıdı. Türkiye Suriye’ye girerek ciddi kayıplar verdi. İçeride Kürt kentlerine yönelik saldırılar yoğunlaştırıldı. İlan edilen OHAL ile binlerce insan mağdur edildi. 1 Kasım seçimleri, “istikrar denilen şeyin OHAL” olduğunu, “terörü bitireceğiz” denilen şeyin, “savaş ve çatışma bittiğinde kullanılacak başka argüman kalmayacağını” göstermiş oldu.