ANKARA - İktidarının ilk yıllarında “Komşularla sıfır sorun” sloganıyla yola çıkan AK Parti hükümeti, yıllar içerisinde değişik nedenlerle İran, Suriye, Irak, Mısır, İsrail, Rusya, Yunanistan, Ermenistan, AB üyesi ülkelerle sorun ve krizler yaşadı. Suudi Arabistan, Katar ve KDP dışında herkesle sorunlu olan Türkiye’nin “Sünni eksende yer alması”, “Rojava’ya kesin karşıtlık” gibi politikaları bu sorunları derinleştirdi.
Türkiye’nin referandum arifesinde Almanya ve Hollanda üzerinden tırmandırdığı “miting krizleri”, bir yanıyla referandumla ilişkilendirilirken, bir yandan da Türkiye’nin dış politikasının yarattığı sorunlara işaret ediyor. "Stratejik Derinlik" kitabıyla AK Parti hükümetlerinde Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu’nun “Komşularla sıfır sorun politikası” temenni olmanın ötesine geçmezken, Türkiye neredeyse bütün ülkelerle, “sınırsız sorun ve krizler” yaşayan bir ülke haline geldi.
ARAP BAHARI SONRASINDA AGRESİF POLİTİKA
Özellikle 2007 yılından itibaren iktidarını sağlamlaştıran AK Parti, komşu ülkeler başta olmak üzere birçok ülke ile ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Özelikle 2011 "Arap Baharı"ndan sonra, ideolojik olarak desteklediği “Müslüman Kardeşleri iktidara getirme ve iktidarda tutma” arayışında olan Türkiye, başta Suriye olmak üzere, Mısır, Irak gibi ülkeler ile de sorun yaşamaya başladı. Türkiye’nin bu politikası çoğu kez hem içeride hem de dışarıda, “mezhepçi politika” olarak nitelendirilerek eleştirildi.
ÇÖKEN SURİYE POLİTİKASI
2003 yılında ABD’nin Irak müdahalesinin dışında kalmayı tercih eden Türkiye, sonraki yıllarda sorunlara daha fazla müdahil olan bir politika izlemeye başladı. Özellikle Suriye iç savaşının başlaması ile birlikte, “Halep ve Şam’da Cuma namazları” kılma hayalini kuran Türkiye, Suudi Arabistan ve Katarla birlikte radikal grupları ekonomik ve silahlı güç olarak destekledi. “Kardeş Esad” söylemlerinden bir anda, “Katil Esed” söylemlerine döndü. Suriye rejimi de yaşadığı iç çatışmalardan Türkiye’yi sorumlu tuttu. Nihai hedef olarak Esad rejimini devirmeyi ve onun yerine “Müslüman Kardeşler” çizgisinde bir siyasi oluşum yaratmayı hesaplayan Türkiye, Suriye’de bu politikasının tutmadığını görünce, söylem ve küçük de olsa tutum değiştirmeye başladı. Ancak, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü” savunduğunu ileri süren Türkiye, bir yandan da Cerablus üzerinden Suriye’ye girerek orada de facto durum oluşturmaya çalışması uluslararası alanda ve Suriye yönetimi nezdinde tepkilere neden oluyor.
BAĞDAT VE ANKARA ARASINDA DERİNLEŞEN KRİZ
Yıllardır Kürt sorununda ortak hareket ettiği İran ve Irak da Türkiye’nin sorun yaşadığı ülkeler haline geldi. Bir yandan bölgede statükonun sarsılmasıyla ilgili olan bu durum sonrasında Türkiye, İran’a karşı Suriye hükümetini destekliği için, Irak hükümetiyle de, Sünni güçlere verdiği destek nedeniyle sorun yaşamadı. Irak, Türkiye’yi zaman zaman içişlerine müdahale etmekle suçlarken, Irak ile Türkiye arasındaki sorunlar, AK Parti ile KDP arasındaki petrol anlaşmaları, dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Kerkük’ü ziyaret girişimi, Başika’da asker bulundurma, Musul’da Sünni gruplara destek vermesi üzerinden derinleşti. Yaşanan önemli krizlerden biri de, Irak mahkemesinin hakkında yakalama kararı çıkardığı ve sonrasında idam cezasına mahkum ettiği, Irak İslam Partisi ve Sünni Blok öncülerinden Tarık El Haşimi’ye Türkiye’nin verdiği açık destek oldu. Önce KDP’ye sığınan ardından Katar’a geçen Haşimi, 9 Nisan 2011 tarihinde Türkiye’ye geldi. İnterpol ile aranan Haşimi’ye Türkiye oturma izni verdi. Irak hükümeti, 2012 yılında Kerkük’ü ziyaret eden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu tutuklamakla tehdit etti ve bu iki ülke arasında krize neden oldu. Kriz en son Musul operasyonu öncesinde derinleşti. Önce Başika üzerinden yaşanan kriz ardından hangi güçlerin operasyonda yer alacağına kadar vardırıldı. Irak yönetimi, Türkiye’yi Musul operasyonunu sabote etmekle itham etti.
İRAN İLE TÜRKİYE YEMEN’DE DE KARŞI KARŞIYA
Yıllarca Kürt sorunu üzerinden yakın ilişkiler geliştiren Türkiye ile İran ilişkileri de özellikle Suriye sorunu ile birlikte derinleşti. Suriye denkleminde Türkiye ve İran iki ayrı blokta yer aldı. Türkiye silahlı muhalifleri desteklerken, İran Suriye rejiminin yanında yer aldı. Ancak her şeye rağmen şimdiye kadar ilişkilerdeki resmiyeti koruyan iki ülke son dönemlerde bir birlerine yönelik söylemlerini sertleştirdi. İran’ın Yemen’de yaşanan sorunlara müdahil olması ve Suudi Arabistan’ın desteklediği Sünni bloka karşı Şii Husi milislerine destek vermesi de Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirdi. Türkiye, Suudi Arabistan’ın yanında yer alarak, İran’ın girişimlerinin “felaket getireceği” uyarısında bulundu. 2015 yılından beri yaşanan bu sorunun karşı karşıya getirdiği İran ve Türkiye en son, diplomatik temsilciler üzerinden bir birlerine yönelik uyarıları ve suçlamalarını sıklaştırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’ı Pers Milliyetçiliği yapmakla suçlarken, İran Türkiye’yi Sünni mezhep politikası yürütmekle suçluyor. İran en son vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeyin” uyarısında bulundu. Ayrıca İran ve Türkiye, Irakla ilişkilerde de o ülkede destekledikleri güçler üzerinden birçok kez karşı karşıya geldi.
RUSYA, ERMENİSTAN, YUNANİSTAN, AB ÜLKELERİ…
Türkiye’nin Kürt sorunundaki partnerleri durumundaki Suriye, Irak ve İran ile yaşadığı bu sorunların yanı sıra, Arap coğrafyasında da güçlü bir ülke olan Mısır ile de, yakın durduğu Mursi hükümetinin devrilmesi üzerinden kriz yaşadı. Rabia mitinglerini düzenleyen ve darbe sonrasında Mısır Cumhurbaşkanı olan Abdulfettah El Sisi’yi “meşru olmayan darbeci” yönetici olarak nitelendiren Türkiye, bir süre sonra iddialarından vazgeçerek, Mısır ile ilişkilerini yeniden onardı. İsrail ile Davos ve Mavi Marmara üzerinden sorun yaşayan ve bu ülke ile de sorunlarını “çözme yoluna” giden Türkiye, ardından sırasıyla Suriye ve Uçak krizi üzerinden Rusya ile, Kardak kayalıkları ve Kıbrıs sorunu üzerinden Yunanistan ile sorun yaşamaya başladı. Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’ın yanında yer alan ve zaten tarihsel sorunları bulunduğu Ermenistan ile ilişkilerini geren Türkiye’nin son olarak Avrupa üyesi ülkelerle sorun yaşamaya başladı.
ABD’Yİ KARŞISINA ALMAYI GÖZE ALAMADI AMA…
Bütün bu ülkelerle sorun yaşayan Türkiye, kesin bir karşıtlığa girmese de, Fethullah Gülen ve Reza Zarrab olayı üzerinden ABD ile karşı karşıya geldi. Ancak Türkiye’nin ABD başta olmak üzere Rusya ve diğer ülkelerle yaşadığı sorunların başında Rojava bölgesi ve bu ülkelerin Rojava politikası geliyor. Türkiye birçok NATO, ABD, Rusya gibi ülkelere çağrıda bulunarak, “Kararınızı verin ya bizi ya da PYD’yi seçin” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Kenan Kırkaya - dihaber