ANKARA - OHAL, yasak, baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Newroz alanlarını “Mutlaka kazanacağız” sloganıyla dolduran milyonlar, tüm dünyaya bir kez daha yenilmediklerini, dimdik ayakta olduklarını gösterdi. Öcalan’ın Newroz mesajlarına sahip çıkan halk, referandum için de iktidarın beklentilerini altüst etti, “Hayır” dedi.
Her yıl bir başka açıdan tarihi anlamına en uygun içeriklerle kutlanan Newroz Bayramı, bu yıl her açıdan önceki yıllara oranla çok farklı mesajlar ve anlamlar içerdi. Kürt siyasetine ve hatta seçmenine yönelik yönelimlerin zirveleştiği, baskıların doruğa çıktığı, kentlere yönelik yıkım ve katliamlardan sonra gerçekleştirilen ve üstelik de Türkiye’nin kaderi açısından kritik referandum öncesine denk gelen Newroz, OHAL’in oluşturduğu baskı düzenine karşı Türkiye’nin geneline, Ortadoğu ülkelerine umudun mücadele ısrarında saklı olduğunu göstermiş oldu.
Ankara, Urfa, Adana gibi kimi merkezlerde yasaklanmasına, engellemelere, yaygın gözaltı ve tutuklamalara rağmen 33 ayrı merkezde hemen hemen eş zamanlı olarak yakılan Newroz ateşinin etrafında milyonlarca insan halaya durdu. Üstelik insanlar önceki yıllardan farklı olarak, Newroz alanına, “patlamaları, saldırıları, gözaltı ve tutuklamaları” göze alarak akın etti. Çünkü Kürtler, 20 Temmuz 2015’teki Suruç, 5 Haziran 2015 Diyarbakır HDP mitingi, 10 Ekim 2015 Ankara Barış Mitingine yönelik gerçekleştirilen ve yüzlerce insanını katledildiği saldırılarla sokaktan uzak tutulmaya çalışılıyor.
KENTLER YAKILIP YIKILDI
Hatta saldırılar Temmuz 2015 savaş kararı ve ardından ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla farklı bir boyuta ulaştırıldı. Özellikle HDP ve Kürt siyasetinin yüzde 90 üzerinde oy aldığı, Nusaybin, Cizre, Yüksekova, Lice, Şırnak, Silopi, Sur gibi merkezler özellikle hedef seçildi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) verilerine göre, aylarca süren kent kuşatmaları ve saldırılarında bine yakın insan hayatını kaybetti, kentler yerle bir edildi. İnsanlar bölgelerinden göçertildi. Aylarca saldırıların sürdüğü Cizre’de insanlar bodrumlarda katledildi.
BM: KIYAMET BENZERİ BİR TABLO
Birleşmiş Milletler’in (BM) hazırladığı raporda da, Şırnak, Cizre, Nusaybin, Sur ve Silopi başta olmak üzere bölge kentlerinde yürütülen operasyonlar “kıyamet benzeri bir tablo” olarak tanımlandı. Raporda, en az 500 bin insanın yerinden edildiğine dikkat çekilerek, kadın ve çocukların da olduğu birçok kişinin haftalar boyunca su, yemek, elektrik ve sağlık hakkından mahrum bırakıldığı vurgulandı.
KÜRT SİYASETİ CEZAEVLERİNDE TUTULUYOR
Ardından Kürt siyasetine yönelik geniş çaplı operasyonlar ve saldırılar başladı. Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) elindeki belediyeler hedef alındı. DBP’nin verilerine göre, 80’den fazla belediyeye kayyum atandı, bir o kadar da belediye eşbaşkanı tutuklandı. CHP ve MHP’nin desteği ile AK Parti tarafından Meclis’ten geçirilen “dokunulmazlık düzenlemesi” ile HDP’li seçilmişler de hedef haline geldi. HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın aralarında bulunduğu 13 HDP milletvekili tutuklandı, 40’tan fazla HDP milletvekili gözaltına alındı.
10 BİN GÖZALTI BİNLERCE TUTUKLAMA
Operasyonlar HDP seçmenlerine kadar genişletilirken, bin 500 civarında HDP üye ve çalışanı tutuklandı, binlercesi gözaltına alındı.
Anadolu Ajansı’nın 2016 yılı sonunda geçtiği bir habere göre, 265 günlük yani yaklaşık bir yıllık operasyonlarda, 5 bin 359 kişinin öldürüldüğü, 10 bin 326 kişinin gözaltına alındığı, 3 bin 387'si tutuklandığı ifade ediliyordu. Bu rakamlar 2017 yılının ilk 3 ayında da katlanarak arttı.
YETKİLİLERİN BİTTİRDİK AÇIKLAMALARI
Bu saldırı ve operasyonlardan sonra, “Örgütü Mart ayında bitireceklerini” açıklayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP ve Kürt siyasetini işaret ederek, “Daha önce yaptıkları etkinliklere 40-50 bin kişi katılırken, şimdi yaptıkları eylemlere katılanların sayısı 3’ü 5’i geçmiyor” açıklamasında bulunmuştu. Aslında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kent kuşatmalarının sürdüğü dönemde Nusaybin ve Cizre’yi işaret ederek, “örgütün yenildiğini” 2015 yılında ilan etmişti.
Böylesi koşullarda kutlanan 2017 Newrozu bütün bu iddialara cevap oldu. Newroz meydanları, “yenilmediklerini, saldırılara rağmen taleplerinden vazgeçmediklerini” bir kez daha gösterirken, aynı zamanda OHAL koşullarında mücadele etmek dışında bir seçenek olmadığını da göstermiş oldu. Newroz katılımları sadece Kürt kentleri açısından değil OHAL altında baskıya alınmış olan bütün Türkiye halkına da umut oldu.
CİZRE BİR KEZ DAHA DİMDİK AYAKTAYDI
90’lı yıllarda bütün saldırı, kuşatma ve katliamlara rağmen Newroz alanlarını özgürleştiren Cizre halkı son abluka ve saldırılardan sonra bu yıl da Newroz alanlarına inerek, aynı tarihi misyonunu oynadı. Kürtlerin “yenildiğinin” ilan edildiği Cizre, “yenilmediğini ve taleplerinden asla taviz vermediğini de” bu vesileyle göstermiş oldu.
ÖCALAN NEWROZLARINA SAHİP ÇIKILDI
Ayrıca bu yıl ki Newroz’un bir başka anlamı da, 2013-2015 yılları arasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın okunan “Barış deklarasyonlarına” güçlü bir sahiplenişin ortaya konulmasıydı. Çünkü barış süreci 2015 yılı, Newroz arifesinde AK Parti hükümeti tarafından sona erdirilmişti. 20 Mart 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını, çözüm masasının kurulmadığını” yönündeki sözleri, sürecin bitirilmesinin de ilanı olmuştu. Kürtler, “kaybedileni kaybedildiği yerde arama” ilkesine sahip çıkarak, “Newroz alanında Dolmabahçe Mutabakatı’na sahip çıktıklarını” da bu vesileyle göstermiş oldu.
AK PARTİ İÇİN HAYALKIRIKLIĞI
Engellemelerle birlikte devletin kimi yerlerde kutlamalara izin vermiş olması da bütün bu yaklaşımlar içerisinde Kürtlerin refleksini ölçme işlevi de gördü aynı zamanda. “Sokağa çıkamaz” dedikleri Kürtlerin “tutumlarının ne olacağını” görmek isteyen hükümet, karşılaştığı tablo karşısında hayal kırıklığını kendisine yakın medya üzerinden gösterdi. Alanların boş olacağını hesaplayan AK Parti’ye yakın basın yüzbinlerin olduğu alanları, ilk dakikalarda çektikleri fotolarla, “Alanlar boş kaldı” şeklinde servis ederek, gerçek beklentilerini ortaya koydu. Ancak bu beklentileri boşa çıkan AK Parti basını, bugün attıkları manşetlerde ise, “Nevruz olaysız geçti” manşetleriyle olay çıkaranın Kürtlermiş gibi bir algı yaratmaya çalıştı. Oysa Newroz’un kutlandığı yasaklı 90’lı yıllar dahil olmak üzere müdahale edilmeyen hiçbir Newroz kutlamasında herhangi bir tatsızlık yaşanmadı.
REFERANDUM YANITI
Kürt toplumunun bir yerde, “Cizre, Sur, Nusaybin’deki saldırılar karşısında” yaşadığı pasifliğin “özeleştirisini” Newroz alanlarında verirken, öte yandan referandum öncesi Kürtlerin tutumunu merak eden herkese de kesin bir cevap verdi. Kürtlerin kafasını karıştırmaya çalışarak, “Evet” desteğini artırmaya, en kötü ihtimal ile Kürtleri sandıktan uzak tutmaya çalışan AK Parti’nin yaklaşımlarına da, “Bu düzenleme özerklik içeriyor” açıklamalarıyla “Evet”ten yana “kafa karışıklığı” yaratmaya çalışan CHP sözcülerine de Kürtler cevap vererek, kesin kararlarının “Hayır” olacağını ilan etmiş oldu.