ANKARA - Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesinde Efrin’e yönelik saldırı talebini, “Eğer Kuzey Suriye’de sözde bir Kürt devleti kurma gayreti olursa biz buna müsaade etmeyiz” sözleriyle dile getirerek, Kürt karşıtlığını uluslararası boyutta teyit etmiş oldu. Erdoğan daha önce Kuzey Suriye’ye yönelik karşıtlığını farklı argümanlarla dile getiriyordu.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, şimdiye kadar ülkeyi ve bölgeyi ilgilendiren birçok önemli ve kritik açıklamasını genelde yurtdışı gezilerinde yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 zirvesine katıldığı Almanya’nın Hamburg kentinde, kendisini daha çok Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve bunlara ilişkin sorular karşıladı.
DEMİRTAŞ ‘TERÖRİST’ KÜRTLER DÜŞMAN!
Bütün bu yaklaşımlara rağmen Erdoğan, yine Kürt sorununa ilişkin en kritik ve önemli açıklamalarından birini bu ziyarette yaptı. İki gün önce kelepçeli bir şekilde mahkemeye çıkarılmak istenen ve yaklaşık 8 aydır tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı “terörist” ilan ederek, aslında onu hangi idarenin kelepçeli bir şekilde mahkemeye çıkarmak istediğini de göstermiş oldu.
ŞİMDİYE KADAR FARKLI ARGÜMANLAR KULLANILIYORDU
Bir yandan Demirtaş’ı peşinen “terörist” ilan eden Erdoğan, öte yandan Türkiye’nin Suriye’de izlediği politikanın gerçek nedenini belki de ilk kez bu açıklıkta dile getirdi. Şimdiye kadar, Kuzey Suriye’deki oluşuma, “Terör devletine izin vermeyiz, terör adacıklarına izin vermeyiz, YPG, PYD terörist yapılardır, onların bizim için PKK’den farkı yoktur” gibi sözlerle karşı çıkan ve bu tür argümanları kullanan Erdoğan, ilk kez aslında o bölgedeki yapılanmaya, “Kürt kimliğinden” kaynaklı karşı çıktığını da uluslararası alanda deklare etmiş oldu.
KÜRT KARŞITLIĞINI DEKLARE ETTİ
Cumhurbaşkanı Zirve’den sonra yaptığı basın açıklamasında, “Eğer Kuzey Suriye’de sözde bir Kürt devleti kurma gayreti olursa biz buna müsaade etmeyiz” sözleriyle asıl meselenin Kürt kimliğinden kaynaklandığını, Türkiye’nin “beka sorunu, ulusal sorun” olarak nitelendirdiği durumun da “Kürt kimliğinin de içinde yer aldığı yapılanmadan” kaynaklandığı görülmüş oldu. Üstelik aynı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efrin’e yönelik saldırı tehditlerini de, “Afrin bizim için tehdittir gereğini yapacağız” sözleriyle dile getirdi.
‘KOBANÊ DÜŞTÜ DÜŞÜYOR’ SÖZÜNÜN ARKASINDAKİ NEDEN ORTAYA ÇIKTI
Yıllardır Suriye’deki silahlı muhalifleri desteklemelerini “Esad karşıtı” söylemlerle dile getiren Erdoğan ve AKP yönetimi, Suriye savaşına esas olarak Kürt karşıtı politikalar üzerinden müdahil olduklarını da defalarca yaptıkları açıklamalarla gösterdi. Kobanê’nin DAİŞ saldırısı altında olduğu bir dönemde, “Kobanê düştü düşecek” sözleriyle beklentilerini dile getirdi. Ancak Erdoğan, bu konuda Kürt toplumundan gelen tepkileri dindirmek amacıyla, “sözlerinin çarpıtıldığını” ileri sürerek, “Kobani'nin düşmesini arzulamamız asla söz konusu olmamıştır. Kobani'nin düşmesinin Türkiye'ye, bizlere kazandıracağı bir şey de olamaz. Nitekim Kobani'nin düşmesini istemediğimiz için Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) ve Peşmergelerin Kobani'nin imdadına koşmalarına imkan sağladık” sözleriyle konuşmasına açıklama getirmeye çalıştı.
KÜRT KARŞITLIĞINI AÇIKÇA DİLE GETİRMEDİ
Ancak Erdoğan bir konuşmasında Kobanê’yi Esad yönetiminin uyguladığı asimilasyon politikaları ile anılan “Eyn El Arab” şeklindeki ismi ile telaffuz etti. Yine Erdoğan ve AKP yönetimi, yıllarca DAİŞ tarafından işgal edilen Grê Spî’nin kurtarılmasına yönelik tepkilerini dile getirdi. Ancak bütün bu yaklaşımlara rağmen, söz düzeyinde yine de Erdoğan, “Kürt oluşumuna karşı olduğunu” bugüne kadar dile getirmedi ve PKK ve PYD varlığını gerekçe gösterdi. Hatta Erdoğan, henüz Suriye savaşının ikinci yılında, oradaki Kürtlere karşı olmadıklarını savunarak, 26 Temmuz 2012 yılında Kanal24 TV’de katıldığı bir programda şu değerlendirmeyi yapıyordu:
5 YIL ÖNCE: ORADAKİ YAPILANMA KÜRT YAPILANMASI DEĞİL
“Şu anda muhalif güçler duruma hakim. Türkiye'de de ne yazık ki malum medya özellikle Esed'in oradaki Kürtlere bırakarak terk ettiği yerleri, adeta 'orada da bir Kürdistan devleti kuruldu ve kuzeyde bir Kürt devleti' filan gibi yazmaya başladılar, hemen böyle bir adım atıyorlar. Yapıya baktığımız zaman orada çok ilginç bir durum söz konusu. Özellikle de Afrin'e kadar bölge Kamışlı'dan o bölgede... Kobani bölgesi falan tabii buralar hassas fakat Türkiye olarak bizim PKK terör örgütüyle PYD'nin oradaki işbirliğine tabii ki sıcak bakmamız mümkün değil. Buradaki yapılanma, oradaki Kürtlerin bir yapılanması olarak değerlendirilemez. PKK terör örgütüyle PYD'nin bir yapılanmasıdır ki bu tabii hassas dengelerimiz arasında yer alacaktır ve şu anda da yer almaktadır. Bunun değerlendirmesini yapmak durumundayız. Burada kalkıp da bu oluşuma 'eyvallah' edecek halimiz yok. Suriye Ulusal Konseyi'nin başında bir Kürt kardeşimiz var ama öbür tarafta Suriye Ulusal Kürt Konseyi oluşturmak suretiyle bir yeni adım atıldı.”
REFERANDUMA DA KARŞI AMA…
Bu değerlendirmeleri yapan bir kaç yıl önce Barzani’yi Türkiye’de “Kürdistan Bölge Başkanı” olarak kabul eden Erdoğan, Kürdistan Federe Bölgesi’nde yapılmak istenen referanduma ilişkin daha farklı bir dil kullanarak değerlendirme yaptı:
“Referandum konusuna ben Irak’ın bütünlüğü açısından doğru bakmıyorum ve bu Irak’ın yarınları açısından sıkıntı verici bir adımdır. Bunu Sayın dostum Barzani’ye haberini Dışişleri Bakanlığı olarak da verdik. Dedik ki ‘Bu yanlış bir yoldur. Bundan vazgeçin ve yarın bunun bedelini ödemek de sizin için zor olacaktır.’ Şu anda doğrusu hangi konumda olduklarını hala bilmiyorum. Temenni ederim ki referandum yapılmadan vazgeçerler. Ama bundaki direnmeleri onlara ben kaybettirir diye düşünüyorum. Çünkü bizim için Irak’ın birliği, beraberliği, bütünlüğü çok çok önemlidir. Bizim siyasetimiz kavmiyetçilik üzerine değildir, ırkçılık üzerine hiç değildir. Bizim muhatabımız her zaman insandır.”
KÜRTLERİ KATEGORİLEŞTİREN YAKLAŞIM
Bu iki açıklama arasındaki fark sadece ton farkından ibaret değil. AKP Kürt karşıtlığını bile kategorileştiriyor ve “İyi Kürt, kötü Kürt” ayrımına gidiyor. “İyi Kürtlerin yönettiği ve Türkiye’nin denetiminde olacak bir yapılanmanın” son tahlilde Türkiye tarafından kabul edilebileceğini işaret ediyor.
AKP’Lİ KÜRTLERİN ARGÜMANLARI ÇÖKTÜ
Bütün bu açıklamalarla Erdoğan’ın şimdiye kadar yaptığı Rojava ve Rojava’daki Kürt karşıtlığını, “aslında Kürtlere karşı değil, oradaki PYD yapılanmasına karşı” sözlerini savunan ve pazarlayan kimi AKP destekçisi Kürtlerin tezleri de özellikle son açıklama ile çökmüş oldu.