BAB - Rusya ve İran'la yaptığı protokolde Esad rejimini tanıyan Türkiye, sürüklendiği Bab savaşında kayıp üstüne kayıp veriyor. Bab’ta kim kaybederse kaybetsin, sonunda kazananın rejim olacağı kaydediliyor.
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un çevik kuvvet polisi tarafından suikasta uğradığı günün ertesinde Rusya, İran ve Türkiye arasında imzalanan Suriye protokolü, Türkiye'nin Suriye politikasında Rusya ve İran'ın çizgisine geldiğini gösteriyor. Protokolde Suriye devletinin meşruluğunu tanıyan Türkiye, hükümetinin Suriye topraklarındaki iktidarına da "Evet" dedi. 7 maddelik protokolün tüm maddelerinde DAİŞ ve El Nusra ile mücadele vurgulanırken, Esad iktidarı ve toprak bütünlüğü kabul gördü.
KÜRTLERE KARŞI RUSYA VE İRAN
Böylelikle Türkiye iç savaşın başladığı 2011 yılından beridir hedef aldığı Esad iktidarını kabul etmiş oldu. Türkiye'nin bu değişiminin sebebi olarak da, Rojava'da 1960'lı yıllarda Hafız Esad tarafından oluşturulan “Arap Kemeri” halkalarının önemli oranda kırılması ve Kürtlerin Şehba ile de son halkayı kırma arayışı olarak gösterildi. Girê Spî (Til Ebyad) halkasının kırılması ile Cizîr ve Kobanê kantonlarını birleştiren Kürtler, Minbic'ı alarak Şehba halkasını da kırıp Efrîn'i diğer kantonlarla birleştirmek istedi. Türkiye, güney sınırları boyunca Kürtlerin varlığını tehdit olarak algılayıp, Suriye politikalarını belirlemeye başlayınca da önce eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik derinliğinden" vazgeçti, sonra yeni politikasıyla Şehba bölgesine TSK’yle giren Türkiye, Rusya'ya yakınlaştı. Karlov'un öldürülmesi ile de Rusya ve İran'ın çizgisine geldi.
KAZANAN REJİM
ABD ve uluslararası koalisyondan giderek uzaklaşan Türkiye, savaş deneyimleri fazla olmayan "Fırat Kalkanı" grupları ile Bab'a kadar indi. Halep'ten tahliye ettiği grupların El Nusra öncülüğünde olduğunu bilen Rusya ve İran, Türkiye'nin bu gruplar ile Bab'a saldırmasına sesiz kaldı. Çünkü bir taraftan rejimi güvenceye alan bu devletler, kurtulmak istedikleri grupları da DAİŞ'in önüne Bab etrafında “yem” olarak sürdü. Bab etrafında yaşanan savaşta kim kaybederse kaybetsin, sonunda kazananın rejim olacağı açık. Çünkü protokolle, Bab dahil tüm Suriye toprakları rejime bırakıldı.
SAVAŞIN AĞIR FATURASI
ABD'nin izlemekle yetindiği Bab savaşında, Türkiye'nin ağır fatura ödeyeceği görülüyor. "Fırat Kalkanı" gruplarından edinilen bilgilere göre, dün TSK ve ÖSO, Cebel Akil Dağı'ndaki hastaneye girebilmek için 150 tankla saldırdı. Yine 80 uçak bombardımanı yaşanırken, sınırın üst tarafından Bab'a 400 füze atıldı. TSK ve ÖSO saldırı gücü, DAİŞ'in direnişiyle karşılaştı. DAİŞ, Zerka köyünde asker ve ÖSO grubunun içinde bomba yüklü araç patlattı. Zorlanan Türkiye'nin, ABD ve koalisyondan yardım talebi karşılanmadı. Hatta ABD'nin operasyonu sonlandırmak için 48 saat süre tanıdığı iddia edildi.
KAYIPLAR DAHA FAZLA İDDİASI
Yine bölgedeki bazı kaynaklar, TSK’nin dün 14 askerin yaşamını yitirdiğini, 33 askerin de yaralandığını açıkladığı DAİŞ saldırısında, TSK ve ÖSO gruplarının can kaybının çok daha fazla olduğunu kaydetti. Başka yerel kaynaklar da, rakam vererek, 171 ölü, yaralı ve esir olduğunu ileri sürdü.