ANKARA - Anayasa referandumuna ilişkin siyasi partiler taktik ve stratejilerini netleştirmiş durumda. İktidar partisi ve paydaşları, başından beri kendilerine karşı mücadele eden bütün güçleri önce parçalıyor, bir kısmını argüman ve söylem baskısıyla etkisiz hale getiriyor, sonra oyunu onların sahasına yığarak saldırıyor. Anayasa referandumunda futbolcuların da erkenden sahaya sürülmesi bu stratejinin bir parçası.
Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasa değişikliği AK Parti ve MHP tarafından referandum aralığında kabul edilerek Meclis’ten geçirildi. İktidar partisi, anayasa değişikliğinin yürürlüğe sokulması için yolun yüzde 70’ini kat ettiğine inanıyor. Referandumda iktidar kazanacağına o kadar inanıyor ki, verdiği son beyanlarda Meclis ortağı MHP’ye bile referandumda ihtiyaç duymayacağını gösteriyor.
MHP’YE YEDEK OYUNCU MUAMELESİ
Bunu üç nedenden ötürü yapıyor. Birincisi, zaten kullandığı milliyetçi söylemlerle, MHP tabanından gelecek oyları zaten garantilediğini, kendisine oy vermeyecek olan MHP seçmeninin ise, MHP yönetimine rağmen kendisine oy vermeyeceğini biliyor. O yüzden Meclis’te “asıl oyuncu” rolü biçtiği MHP’yi (çünkü sayılı oy için parti disiplinlerinin belirleyici olduğu TBMM’de buna ihtiyacı vardı) oyunun ikinci yarısı olan ve aslında oyunun sonucu belirlemesi gereken “ikinci yarısı yani referandum” sürecinde, yedek oyuncu statüsünde görüyor. Başbakan Yıldırım’ın “MHP ile kampanya yapmayacağız, Cumhurbaşkanımızla koordinasyon kuracağız” sözleri bunun somut göstergesi. Zaten Erdoğan partiye verdiği demeçlerde, “Siz değişikliği Meclis’ten geçirin gerisini bana bırakın” dediği de kulislerde konuşulan konular arasında yer alıyor.
İKTİDAR OYUNU SAHİBİNE TESLİM EDİYOR
İkinci neden ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kitleleri etkileme potansiyeline güveniyor. İkinci yarıda, artık oyuncuları değil, oyun korucunun sahada oyunu belirleyeceğini düşünüyor. Bu daha önce çalışılmış ve adım adım hayata geçirilen senaryonun hayata geçirilmesi anlamına geliyor. Erdoğan da zaten daha önceden uygulamaya koyduğu pek çok taktikle birden fazla oyun planı ile sonucu garantilemek üzerine kurmuş oyunu.
KURALLARINI KENDİSİNİN BELİRLEDİĞİ OYUNUN SONUCUNA GÜVENİYOR
Ancak iktidar partisinin seçim sonuçlarından bu kadar emin olmasının üçüncü ve en temel nedeni, oyun stratejisinde yatıyor. Stratejiye göre, asıl olan kuralları, yöntemi, biçimi kendileri tarafından belirlenen bir oyuna diğer takımın yani “Hayır cephesi”nin ikna edilmesi ya da mecbur bırakılmasıydı.
SINIRSIZ SAYIDA OYUNCU DEĞİŞTİRİYOR
Bu konuda birden fazla etmen var ve bütün bunlar iktidar partisinin istediği doğrultuda, istediği yoğunlukta yaşanıyor. Öncelikle iktidar partisi sahaya oyuncu üstünlüğü ile çıkarken, rakip takım eksik oyuncularla oyunu oynamak zorunda kalıyor. Muhalefet partilerden birinin eşbaşkanları, milletvekilleri, parti yöneticileri, çalışanları ve hatta sempatizan ve seçmenleri tutuklu. Yine Kürt bölgelerinde etkinliğiyle bilinen belediye eşbaşkanları, seçilmişleri ve yöneticileri yine HDP gibi tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) fiilen kapatılmış durumda.
RAKİP TAKIM OYUNCULARININ BİRBİRİNE PAS VERMESİ YASAK
Yine iktidar her türlü oyuncu değişikliği hakkına sahipken, (yanına lazım olduğu zaman 2007 yılındaki gibi FETÖ’yü, daha önce FETÖ ile işbirliği yapmakla suçladığı MHP’yi, liberalleri, iktidar nimetlerinden pay kapmak isteyen geniş bir ikbal grubunu alıyor, onların dil ve üsluplarını kullanıyor. Yeri geldiğinde Hoca Efendi, yeri geldiğinde terörist diyor) rakip takıma bırakın oyuncu değişikliği yapmasını, aynı takımda oynaması gereken oyuncuları birbiriyle oynayamaz hale getiriyor. 7 Haziran seçimlerinden sonra görüldüğü gibi, oyundan istemediği sonuç çıktığı zaman kazanıncaya kadar maçı uzatıyor. Herkesten pas alıp gol atmayı meşrulaştırmışken, rakip oyuncuların paslaşmasını adeta yasaklıyor. O yüzden CHP, HDP ile görünmekten çekiniyor, Kemalistleri kendi içinde ayrıştırıyor.
MİLLİ İRADEYİ HAKEM BELİRLEYECEK
Bütün bunlarla birlikte 15 yıldır kesintisiz biçimde iktidarı elinde bulunduran ve neredeyse bütün kurumları kendisine göre dizayn eden iktidar partisi, “milli iradenin sandığa yansıyan oy oranlarından değil, o sandıklardan çıkan sonuçların ilan edilen sonuçları” olduğunu biliyor. Son noktada bu oyunda kararı aynı partiden olan “hakem” söylüyor ve bu “hakem” istenilen sonucu açıklamadığı zaman kendisinin “terörist” ilan edileceğini biliyor.
SONUCU BELİRLEYENLER DİKKAT!
Referandum süreci kendisi de eski bir futbolcu olan Cumhurbaşkanı tarafından futbol stratejisi üzerinden kurgulanmış olmasını, en son “Evet” kampanyasının “eski ve yeni futbolcularla” startının verilmesinden de anlaşılıyor. O yüzden bu referandum sonucunu belirleyenler, hakemin kim olduğuna yani Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK), YSK’ye gelinceye kadar oyların derlenmesine ve taşınmasına dikkat etmek zorunda.
Kenan Kırkaya - dihaber