HABER MERKEZİ - Astana’dan sonra gelişmeler hız kazandı. Rusya’nın “özerklik” içeren anayasa taslağı ortaya çıktı, ABD’nin yeni Başkanı “Güvenli bölge” dedi, Kürt heyeti Moskova’ya davet edildi. Bab’ta sıkışan Türkiye’ye ise “geri adım” göründü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bitti bitiyor, sonra Munbic, sonra da ABD bizle olsa Rakka var" dediği Bab'ın rejime bırakıldığı, Türkiye ve desteğindeki grupların Moskova Antlaşması ile başlayan Astana sürecinde de Kuzey Suriye Federasyonu'na ikna edildiği belirtiliyor.
23 Aralık 2016’da İzmir’in Kirazlı ilçesinde vatandaşlara hitap ederken, “Şu anda El Bab kuşatılmış vaziyette bitti bitiyor” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Afrika gezisi dönüşünde uçakta gazetecilere, "Bab'ta daha derine inmemek lazım" açıklamasında bulundu.
BAB REJİME Mİ BIRAKILDI?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "El Bab’daki gelişmeler malum, Mümbiç ve Rakka olayı var. Rusya ve İran’la birlikte Astana’da başlatılan süreç, inşallah rejimi olumlu bir noktaya çeker ve El Bab hallolmuş olur. El Bab’da bundan sonraki süreçte süratle mesafe almak suretiyle oradaki işi bitirmek, daha derinliğine gitmemek lazım. Yapılan çalışma bu istikamettedir" dedi. Erdoğan’ın bu açıklaması “Bab'ın rejime bırakıldığı” yorumlarını da beraberinde getirdi.
ROTA DEĞİŞTİ SONUÇ DEĞİŞMEDİ
Suriye politikasında iki güç arasında gidip gelen Türkiye’nin hesapları bir türlü tutmadı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Baştan beri Suriye politikasının büyük yanlışlarla dolu olduğuna inananlardanım” itirafına rağmen Türkiye açısından taşlar yerine hala oturtulmadı.
Önce ABD ve uluslararası koalisyonla hareket eden Türkiye, daha sonra Bab operasyonuyla birlikte yönünü Rusya, İran ve rejime çevirdi. Ancak Türkiye’nin bu rota değişikliği de sonuç vermedi. Şu ana kadar büyük kayıpların verildiği Bab’ta çıkmaza giren Türkiye’nin başı bölgede dertte.
TÜRKİYE UNUTTU, RUSYA, İRAN VE REJİM UNUTMADI
Türkiye son yıllarda yaşananların unutulduğunu düşündü, ancak ne Rusya ne İran ne de rejim unuttu. Esad’ın Baas Rejimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İnşallah Cuma Namazını Şam'daki Emevi Camii’nde kılacağız" sözlerini; Rusya, düşürülen uçaklarını; İran Şii karşıtlığını unutmadı.
Hepsi durduğu yerde durdu, Türkiye’yi yollarına getirdiler. Türkiye, Moskova Antlaşması ile rejimi kabul etti ve kendisine bağlı gruplara da Astana’da buna imza attırdı. Bu anlaşmanın ilk maddesi gereği, Türkiye sadece Bab'tan değil "Fırat Kalkanı Harekatı” adı altında girdiği tüm Suriye topraklarından çıkmayı kabul etmiş oldu.
KUZEY SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Rusya’nın muhaliflere sunduğu ileri sürülen yeni “Suriye Anayasası”nın ayrıntıları da dün basına yansıdı. Ülkenin resmi adının “Suriye Arap Cumhuriyeti” yerine “Suriye Cumhuriyeti” olarak değiştirildiği anayasa taslağında, Kürtlere özerklik ve Kürtçeye resmi statü tanınırken, Esad’ın 7 yıl daha görevde kalması yönünde düzenlemeler yer aldı.
Yine ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye için gündeme getirdiği “güvenli bölge” de bu gelişmelerden bağımsız değil.
Aynı zamanda PYD heyetinin Astana sonrası hemen Moskova’ya davet edilmesi de yeni gelişmelere ışık yaktı. Tüm bu olup bitenlerle bölgedeki kaygısı ve telaşı artan Türkiye için Kuzey Suriye’de geri adım atma zamanı geldi.
Kuzey Suriye halkları için Rusya ve ABD gibi “federasyona” yeşil ışık yakan rejimin de yeni süreçte Türkiye’den topraklarını terk etmesini dayatacak.