Güvenli bölgeye de çekilmeye de evet

HABER MERKEZİ - Hükümet ve Cumhurbaşkanı’ndan farklı açıklamaların geldiği Bab’tan Türkiye’nin er ya da geç çekileceği kaydediliyor. Trump’un gündeme getirdiği “güvenli bölge”nin, CIA Başkanı’nın ziyaretinden sonra Erdoğan tarafından dillendirilmesi de bunun teyidi olduğu belirtiliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 5 günde 16 kayıp verdiği Şehba'nın Bab kasabasındaki fatura, Türkiye açısından her gün biraz daha ağırlaşıyor. Bab’ta kuzeybatıdan Şêx Akil Tepesi ve kent hastanesine giren TSK ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları, şehrin güneydoğusunda iki defa aldıkları Bizaa kasabasını kayıplar vererek DAİŞ'e bırakmak zorunda kaldı. Kuzeydoğudaki Kabasin kasabasını almadan etrafından dolanıp Bizaa'ya inen TSK ve ÖSO unsurlarına, DAİŞ sert karşılık veriyor.

Güneyden birçok köy ile Tadef kasabasını alan rejim güçleri ise, kent kıyısına geldi. ÖSO'nun TSK desteği ile rejim güçlerine saldırısı ise, Rusya savaş uçaklarının "kaza” ile askerleri vurmasıyla son buldu.

KURTULMUŞ BAŞKA ERDOĞAN BAŞKA

Bab’taki gelişmelerle ilgili hükümetten ve Cumhurbaşkanı’ndan farklı açıklamalar geldi. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, önceki gün “El Bab'la birlikte Fırat Kalkanı biter, hedeflere ulaşmış oluruz. Rakka başka mesele. Türkiye sınırlarını tehdit eden bir şey değil” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün yaptığı açıklamada, Kurtulmuş’un tersini söyledi. Erdoğan, "El Bab'tan sonra durmak... Böyle bir şey yok. El Bab hallolmak üzere. Bundan sonraki süreçte Rakka ve Mümbiç olayı vardır" açıklamasında bulundu.

ABD-RUSYA PLANI ADIM ADIM DEVREDE

CIA Başkanı Mike Pompeo'nun Ankara ziyareti ve askerlerin bombalanmasından sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüşmesinden sonra Erdoğan'ın böylesi bir açıklanmanın gelmesi, "Şehba ve Bab'ta yeni hesaplar mı devreye konuldu?" sorusunu akıllara getirdi. Ancak sahada olup bitenler ise, söylenenlerin tam aksi bir yol alıyor. Sahayı yakından takip eden kaynaklar göre, ABD ve Rusya bölgeye dair vardıkları uzlaşmayı adım adım hayata geçiriyor ve Türkiye'ye çıkarılan fatura ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor.

‘DAİŞ’İ ZAYIFLATMAK, TSK VE ÖSO’YU YIPRATMAK’

ABD ve Rusya’nın uzlaşması sonucu Bab'ın rejime bırakıldığını kaydeden kaynaklara göre, rejim şu aşamada DAİŞ'in TSK ve ÖSO'ya saldırılarını sadece izliyor. DAİŞ'i miadını doldurmuş terör örgütü olarak adlandıran ABD'nin, DAİŞ’i Bab'ta zayıflatmak istediği belirtilirken, Rusya'nın ise, Moskova Antlaşması’yla Astana görüşmelerinde Türkiye'nin yalnız bıraktığı ÖSO gruplarını tüketmek istediği ifade ediliyor. Bab’taki şu anki tablo, “DAİŞ’i zayıflatmak, TSK ve ÖSO’yu yıpratmak” olarak tanımlanıyor.

BAB’TA ER GEÇ TÜRKİYE ÇEKİLECEK

Bu hesapların veya planların tersi bir ihtimalini de değerlendiren sahadaki kaynaklar, Türkiye'nin bölgede hiçbir şansının kalmadığını ifade ediyor. TSK’nin DAİŞ'e karşı başarılı olması ve Bab'ı alması durumunda Rusya'nın Moskova Antlaşmasını, ABD'nin ise "güvenli bölge" tezini öne sürerek, Türkiye'nin bölgeyi boşaltmasını isteyeceği kaydediliyor.

ERDOĞAN ‘ÇEKİLMEYİ’ TEYİT ETTİ

Erdoğan’ın açıklamalarında da bu sonucu okumak mümkün. Erdoğan'ın "Hedef burada, 4-5 bin kilometrekarelik terörden arındırılmış güvenli bölgedir. Bu güvenli bölgeyle birlikte de hem Suriye'den göçü, ilticayı önlemek, onlara orada yerleşim alanlarını temin etmek hem de bizim kamplarımızdaki insanları kendi topraklarına döndürmek" diyerek, hedefi ABD Başkanı Trump'un talebiyle sınırladı.

"Güvenli bölge"nin altyapısını talep eden Erdoğan, ayrıca "O zaman orada güvenlik olacağı gibi bir de kendi içinde onlar milli ordusunu da oluşturmak suretiyle kendini güvende hissedecektir. En önemlisi tabii ki bir eğit-donat olayıdır. Bu eğit-donatı da başından itibaren zaten bizler yürütüyoruz. Özgür Suriye Ordusu bu eğit-donat kapsamında yetiştirilmiş bir ordudur" sözleriyle de hem bölgeden çıkılacağını teyit etmiş oldu, hem de ABD'nin çoktan sonlandırdığı ve vazgeçtiği eğit-donat programıyla ÖSO üzerinden sahaya hakim olmak isteğini öne çıkardı.