Bu hal işçiler için OHAL’den beter!

ANKARA - Ankara Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali’nde gece saat 02.00’de işbaşı yapan ve yaklaşık 16-17 saat çalışan işçiler, emeklerinin karşılığını alamamaktan, yaşadıkları meslek hastalıklarından ve ötelenmeden şikayetçi.

Çoğunlukla eğitim ortalaması düşük işçilerin çalıştığı Ankara Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali’nde çalışma koşulları ağır ve güvencesiz. Uykunun en derin olduğu saatlerde işbaşı yapmak zorunda kalan hal işçileri, günde ortalama 17-18 saat çalıştırılıyor. Çoğu emeğinin karşılığını alamadığı gibi, uzun yıllar çalışmalarına rağmen kendilerine ait bir evlerinin olmamasından yakınıyor.

Hal işçileri için ne taşıdıklarının hiçbir önemi yok. Onlar için tek sorun, taşıdıkları yüklerin ağırlığı. Kendilerini hamal olarak tanıtan hal işçileri, yıllarca kendilerine ait olmayan ve ağırlığı altında ezildikleri ağır işlerden kaynaklı bir sürü sağlık sorunuyla karşı karşıya. İşçilerin yaşadığı sağlık sorunlarının başında ise ağır yük kaldırmalarından kaynaklı bel fıtığı ve uykusuzluktan kaynaklı bilinç bozukluğu geliyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali’ne girişinde yolun sağında ve solunda bekleyen ve daha sonra belediye tarafından görevlendirildiğini öğrendiğimiz iki kişi duruyor. Bu iki kişi hale giriş-çıkış yapan araçlardan Büyükşehir Belediyesi adına belli bir miktar para alıyor. Alınan para miktarı ise aracın cinsine göre değişiyor. Kamyonlardan 25-30 TL oranında alınırken, bu miktar TIR’larda 40 TL’ye kadar çıkıyor. Hale giriş yapanlardan alınan para bununla da sınırlı değil. İsmini vermek istemeyen bir yurttaşın beyanlarına göre ise, yine hale giren araçlardan park yeri adı altında 2 ile 5 TL arası alınıyor.

‘TAM BİR KÖLELİK SİSTEMİ VAR’

Kendilerini hamal olarak tanıtan işçiler, kamera ve fotoğraf makinasını görünce, “Abi hele bizim de fotoğrafımızı çek ki bir şeklimiz olsun” şeklinde sesleniyor. Erzurum doğumlu Barış Aktaş adlı hal işçisi, “Gördüğünüz bu hal alanında tam bir kölelik sistemi var. Gece gündüz çalışıyoruz ama sadece kirada kaldığımız evimize ekmek götürebiliyoruz” sözleriyle yaşadıklarını anlatıyor.

‘BİR AN ÖNCE İŞİM BİTSİN DE UYUYAYIM’

Halin çalışma koşullarının ağırlığından yakınan Aktaş’ın en büyük sorunu ise uykusuzluk ve beraberinde getirdiği zaman sorunu. Gece saat 02.00 civarına işbaşı yapmak zorunda kaldığını söyleyen Aktaş, “Ömrüm hal ortamında geçiyor. Çünkü hal erkenden açılıyor. Biz gece 02.00 civarında işbaşı yapıyoruz ve saat 16.00’da işimiz bitiyor. Eve gidene kadar da saat 18.00’i buluyor. Yemek ve banyo yapayım derken zaman bitiyor. Bir an önce işim bitsin de uyuyayım diyorum” diyerek yaşadıklarını aktarıyor.

‘DÜZEN BOZUK’

Barış, sözlerini şu sözlerle bitiriyor: “Bu düzen böyle işlediği sürece bizim için hiçbir zaman iyi şeyler olmayacaktır. O kadar yıldır çalışmama rağmen sigortam bile yok. Çünkü düzen bozuk. Ben yine çocuklarıma zaman ayıramayacağım. Yine herkesin uyumaya başladığı saatlerde ben iş başı yapmak durumunda kalacağım.”

‘BİZİM MEMLEKETTE DURUM BU’

Hal ortamında attığımız her adımda emeğin açık sömürüsüne tanıklık ederken, yüzlerce kilo ağırlığında karpuz ve kavun taşıyan Zekai Düzen, yaptığı işi göstererek, “Durum bu işte. Bu yükün altında eziliyoruz. 49 yaşındayım ve hala hamal olarak çalışıyorum” şeklinde sitem ediyor. Düzen, taşıdığı yüklerle ayrılırken de arkasına dönüp, “Ben Ankara Güdül doğumluyum. 49 yaşında olmama rağmen hala evlenecek imkâna kavuşmadım. Bizim memlekette durum bu” diyerek yaşadıklarını özetliyor.

‘SİGORTAMIZ BİLE YOK’

Ali Buğdaycı adlı 20 yaşındaki hal işçisi, gazeteci olduğumuzu öğrenince yaşadıklarını anlatmaya başlıyor. Çalıştığı işin zorluğundan kaynaklı sosyal hayattan tamamen izole olduğunu ifade eden Buğdaycı, diğer hal çalışanları gibi gece saat 2 civarında işbaşı yaptığını dile getiriyor. Buğdaycı, “İşin ağırlığından kaynaklı bel fıtığım var. Uyuduğum kısa sürede yine bel ağrısı yaşıyorum. Uykumuzu tam alamadığımız için bilincimiz tam olarak yerinde değil. Bu kadar ağır şartlarda çalışmamıza rağmen bir sigortamız bile yok” diye konuştu.

Selman Gozelyuz - dihaber