ANKARA - TÜİK’in büyüme rakamları ve ekonomik krize ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli, “Sınıra duvar yapmak, TOMA almak, Sur’u, Şırnak’ı yıkarken yapılan harcamalar da kamu harcamasıdır. Kamu harcamalarının tümü halkın yararına değildir" hatırlatmasında bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli, yaşanan ekonomik kriz ve olası gelişmeleri değerlendirdi.
‘ÖNEMLİ BİR KAYNAK SAVAŞA AYRILDI’
Türkiye ekonomisinin önemli bir kaynağının savunma ve güvenliğe ayırdığını ve bunun bir "savaş ekonomisi" yarattığını vurgulayan Temelli, “Türkiye’de ciddi oranda bir para savaş ekonomisine ayrılıyor. Türkiye’de giderek artan bir savunma ve güvenlik konseptine bağlı savaş ekonomisi trendi var. İktidarın işine geliyor. İktidar bu ekonomi modeliyle hem ayakta durmak hem iktidarını sağlamlaştırmak istiyor” dedi.
‘TÜRKYE HALKLARINA FATURASI AĞIR’
Savaş ekonomisinin Türkiye halklarına faturasının ağır olduğunu belirten Temelli, "Toplumu haklarından mağdur ederek, toplumu yoksullaştırarak daha fazla kaynağı, silaha, cephaneye, uçağa, tanka veriyorsunuz” diye konuştu.
‘SUR’U YIKARKEN HARCANAN PARA DA KAMU HARCAMASIDIR’
Açıklanan büyüme rakamlarına da dikkat çeken Temelli, büyümenin kamu harcamalarından kaynakladığını hatırlattı. Temelli, "Savaş harcamaları da bir kamu harcamasıdır. Sınıra duvar yapmak da bir kamu harcamasıdır. TOMA için harcadığınız harcama, Sur’u yıkarken yapılan harcama, Şırnak’ı yıkarken yapılan harcamalar da kamu harcamasıdır. Kamu harcamalarının tümü halkın yararına değildir" diye belirtti.
‘GÖZ BOYAMA TARAFI VAR’
AKP’nin "ekonomide her şey yolunda" açıklamalarını da değerlendiren Temelli, şunları dile getirdi: “Göz boyama tarafı var. Halkı kandırma tarafı var. TÜİK, Merkez Bankası gibi kurumlar hazinenin rakamları manipüle edip yanıltma payları da var. Her büyüme iyi görülmemelidir. Şöyle düşünün; evde paranız yetmiyor, geçinemiyorsunuz, iyi beslenemiyorsunuz. Çocuğunu okula gönderemiyorsun, hasta oluyor, doktora gidemiyorsun. Ama bir yerlerden borç alıp kendine yazlık ev alıyorsunuz. Türkiye ekonomisi de biraz böyle. Dolayısıyla bütün evdeki sorunlara rağmen, işsiz iş bulamaz, çalışamaz halde iken sen yazlık almak gibi harcamalar için borçlanabiliyorsun."
‘TÜRKİYE AŞIRI BORÇLANIYOR’
Türkiye ekonomisinin borç yükünün sürekli arttığına dikkat çeken Temelli, büyümenin de işsizlerin, yoksulların ve toplumun yararına olmadığına vurguladı. Temelli, sözlerini şöyle devam etti: “Çark dönsün diye kredi pazarını beslemek, özellikle inşaat sektörün devam etmesi açısından tüm kaynakları zorlayarak sağlanmış bir büyüme. İşte kıdem tazminatına göz dikmenin nedeni de burada. Zeytinliklere göz dikmenin nedeni de burada. Dışarıdan belirsiz kaynak girişine göz yumup kara bir ekonomiye yol açmanın nedeni de burada saklı."
‘BÜYÜME RAKAMLARI ŞİŞİRME’
TÜİK tarafından açıklanan verilerin gerçeği yansıtmadığına işaret eden Temelli, "Söz konusu yüzde 5'lik büyüme yapay fonlamalarla oluşturuluyor, şişiriliyor. Obez bir büyüme var. Siyasi iktidarın ömrünü uzatmaya dair ekonomiye yaptığı müdahaleler çarpık bir büyüme karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.
Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği'nin (TÜSİAD) sık sık OHAL'in kaldırılması yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Temelli, şunları söyledi:
“TUSİAD kendi penceresinden OHAL’i kaldırmaya çalışıyor. Peki neden bunu yapıyor? Demokrasi sevdalısı olmasından değil. TUSİAD müşterilerinin serbest hareket etmesini ister. Kapitalist sistem piyasa ekonomisi böyle çalışır. Şimdi baskı rejimi yükseldikçe, piyasa ekonomisini de tasfiye etmeye başlıyor. Şunu iyi biliyor, baskı rejimi arttıkça insanların hem çalışma hem de karar alma ortadan kalkıyor. Özgür iradeleri ortadan kalkıyor. Ve bu eninde sonunda ortadaki tüm alanları olumsuz etkileyecektir. Ve iktisadi alandı da olumsuz etkileyecektir. Oysa kapitalist ekonomiler de en önemli unsurlardan bir müşteridir. 'Pastadan benim payıma düşen kısım azalacak ve devlete düşen pay artacak' diyor TÜSİAD. Dolayısıyla ülkenin burjuva demokrasisi ilkesine çekilmesini talep ediyor.”