Tarihi Ayakkabıcılar Çarşısı, eski günleri arıyor

AYDIN - Efeler'de geçmiş yıllarda "İğne atsan yere düşmez" tabiri kullanılan tarihi Kapalı Ayakkabıcılar Çarşısı, eski günlerini arıyor. Çarşı esnafı bir bir kepenk indirirken, kalan esnaf da "Yarın eve ekmek götürebilecek miyim?" derdinde.

Aydın'ın Efeler ilçesinde bulunan 100 yıllık Kapalı Ayakkabıcılar Çarşısı, eski günlerini arıyor. Genelde düşük gelirli ailelerin alışveriş yaptığı çarşı, ayakkabı mağazaları, giyim ve yeni evlenen çiftler için satılan çeyizlikleriyle ünlü. Benzer şekilde antik eşyalar ile geleneksel el sanatları ürünlerini yine Ayakkabıcılar Çarsısı'nda bulmak mümkün. Çarşı, aynı zamanda yerli ve yabancı turistlerinde uğrak yerleri arasında gösteriliyor. Geçmiş yıllarda “İğne atsan yere düşmez” deyimi ile tabir edilen çarşı da, “Düğün mevsimi” olarak bilinen yaz aylarına girilmesine rağmen sessizlik hakim.

'5 SENEDİR ÇARŞI BOŞ'

Çarşının 30 yıllık esnafı İbrahim Keskin, daha önceleri dolup taşan çarşıya şimdilerde kimsenin uğramamasından yakındı. Halkın alım gücünün kalmadığını vurgulayan Keskin, "5 senedir neredeyse çarşı boş. Yaz, kış fark etmiyor. Satışlar olmadığı için ekonomik durumumuz da kalmadı. Ürün alamaz hale geldik. Eskiden turistler de gelirdi. Maalesef şu anda artık kimse gelmiyor. Daha önce günde en az 40 tane ayakkabı satışı olurdu. Şimdi ise 3-5 tane akşama kadar zor satmaya çalışıyoruz. Artık soruna bir çözüm bulunması gerekiyor. Böyle giderse kapatmak zorunda kalacağım" dedi.

'DAYANABİLDİĞİMİZ KADAR DAYANACAĞIZ'

Çömlek ve bakır ürünlerinin satışını yapan esnaf Aytekin Öcal da, yaşanan saldırılardan dolayı turistlerin artık Türkiye'ye gelmediğini ifade ederek, her ürünün gün geçtikçe daha çok pahalandığından şikayet etti. Öcal, şöyle dedi: “Gördüğünüz gibi çarşı boş. Bakıra bile zam geldi. Bu seferde mal satamıyoruz. Tarihi bir yerde esnafın durumu çok kötü bir hal almış durumda. Vergimizi ödeyemez hale geldik. Bağ-Kur zaten yanına yaklaşamıyoruz. Çünkü ödeme yapamıyoruz. Bir çok esnaf kapattı. Biz de artık dayanabildiğimiz kadar dayanacağız."

'GEMİCİ HALKTA ÇİFTÇİ DEĞİL Mİ?'

Ekonomik krizin atlatılması için üretimin olması gerektiğini ifade eden Öcal, "Üretimin olmadığı bir ülke tükenmeye mahkumdur. Üretim için devletin yaşanan krize el atması gerekiyor. Örneğin mazot 4 lira olmamalıdır. Bugün bir gemiciye 2 liraya mazot veriliyor. Neden çiftçiye verilmiyor. Gemici halkta çiftçi değil mi?" diye sordu.

‘YARIN EVE EKMEK GÖTÜREBİLECEK MİYİM?’

Türkiye'de iktidarların kendi çıkarlarını düşünerek hareket ettiğinin altını çizen Öcal, şöyle devam etti: "İktidar hep sadece kendini düşünmemelidir. Biraz da alt tabakayı düşünmelidir. Böyle olursa çok daha iyi olur. Bu ülkede alt üst meselesi olduğu için alt tabakaya yani bizler için bir şeyler yapılmıyor. Birileri çok iyi yerlerdeyken, birileri de eziliyor. Üstler 'yarın kaç yüz dolar alacağım' derken, ezilen halk ise 'yarın eve ekmek götürebilecek miyim?' derdinde. Bu durumlara bir an önce el atılması gerekiyor."