Gübre 15, mazot 25 kat artı, kayısı yerinde saydı

MALATYA - AKP döneminde gübre fiyatının 15 katına, mazotun yaklaşık 25 katına çıktığını, ancak kayısı fiyatının yerinde saydığını söyleyen çiftçi Kemal Gedik, “200 bin ton kayısı ihraç ettiğimiz yılları bilirim. Ancak geçen yıl 70 bine düştü. ‘Ey Amerika, ey Rusya, ey Avrupa' demekle olmuyor. Ticaret yapmak için önce dost olmak gerekiyor" diyerek çiftçinin yok sayıldığını belirtti.

Dış politikadaki ittifaklar, ilişkiler ve söylemlerin sürekli değişkenliği ile gelinen nokta, ekonomideki her alanda olduğu gibi Malatya kayısını da vurdu. Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine ihraç edilen ürünlerde önemli bir yeri olan kayısı, iç piyasada tüketilmeyle sınırlı kalınca çiftçi isyan etti. Türkiye ve dünya kayısı tüketiminin önemli bir bölümünü karşılayan Malatya’da, üreticiler devlet tarafından desteklenmemekten yakınıyor. Merkez Aşağı Gölpınar mahallesinde kayısı üreten 53 yaşındaki Kemal Gedik, üreticilerin kayısıcılığı bırakma noktasına geldiğini, çiftçiler olarak büyük bir borç batağının içerisinde olduklarını ve krediler ile ayakta durmaya çalıştıklarını ifade etti.

GÜBRE 15 KATINA ÇIKTI, KAYISI FİYATI DEĞİŞMEDİ

Babalarından kalan bin 500 dönümlük arazinin kendisi dahil 3 kardeşin ekmek kapısı olduğunu belirten Gedik, AKP hükümetinin 15 yıllık iktidarı döneminde Malatya’da çiftçiliği bitirme noktasına getirdiğini vurguladı. AKP iktidara geldiğinde bir torba gübrenin 7 TL, bugün ise 100 TL olduğunu, mazotun litresinin 1,2 liradan 5 liraya çıktığını söyleyen Gedik, "Ürünümüze gelecek olursak kuru kayısı 4 TL’ydi, bu yıl 4 ya da 5 TL olmasını bekliyoruz. İlaç, gübre gibi tarım girdilerinin yanı sıra elektrik, su faturaları, işçi ücretleri her yıl arttı” dedi.

‘TÜCCARLARIN İNSAFINA KALMIŞIZ’

Kooperatiflerinin olmadığını, tüccarların insafına bırakıldıklarını, emek sarf edenin kendileri olduğunu, ancak kazananın tüccar olduğuna dikkat çeken Gedik, “Tüccar malı istediği fiyata bizden alıp satıyor. Tüccarlar az olduğu için onlarında aralarında rekabet yok. Ancak bir parmak sayısı kadar tüccarımız var. Onlarda oturup anlaşıp, bir fiyat belirleyerek sırtımızdan geçiniyorlar. Bizde alın terimiz ve elimizdeki nasırla kala kalıyoruz” dedi. Eskiden meyve suyu için ürünlerin ıskartasını bile vermez iken, son yıllarda neredeyse ürünlerin tamamını meyve sularına vermek zorunda kaldıklarını söyleyen Gedik, “Bu yıl meyve suyu için alınacak yaş kayısının kilogramı 40 ile 50 kuruş arasında açıklanmış. Bunun 30 kuruşu maliyetine gidiyor. Geriye kalan 10 kuruş ile ben nasıl geçinebilirim” diye sordu.

'MALATYA KAYISISI KLAMAYACAK'

Kayısı üreticisinin aynı zamanda ekolojik problemler ile boğuştuğunu belirten Gedik, tarımda kullanılan ilaçlarla ilgili bir denetimin olmadığını belirtti. Tarım ilaçları, kimyasal ilaçlar kullanarak bir hastalığı yok etmek isterken başka hastalıkların baş gösterdiğini söyleyen Gedik, şunları ifade etti: "Çakma ilaçlar piyasada kol geziyor. Bu ilaçlar doğanın dengesini bozuyor. Son yıllarda başımıza kaprodist diye bir böcek bela oldu. Bu böceğe çiftçinin tek başına müdahale etme imkanı yoktur. Tüm Malatya’nın aynı anda ilaçlanması gerekiyor. Kaysılarımızın neredeyse yüzde 50’si kurudu. Malatya merkezde 20 yaşın üzerindeki kaysıların tamamı 3 ya da 5 yıl içerisinde kalmayacak. Ne yazık ki devlet buna el atmıyor. Tarım il müdürlükleri duyarsız kalıyor. İlaçlayın diyorlar. Ama ben ne ilacı atacağımı bilmediğim gibi, tüm alanı ilaçlayamam. Kent genelinde ilaçlama yapılması gerekiyor. Örneğin, ağacın en büyük düşmanı olan cırcır (ağustos böceği) böcekleri ağacın öz soyunu emerek kurumasına neden oluyor. Çocukluğumda bir tane cırcır böceği göremezken, bahçeler cırcır böceklerinden geçilmiyor.”

'KAYISI ENDÜSTRİYEL ÜRÜN OLSUN'

Kaysının ülke ekonomisine katkısının yıllık 300 milyon dolar olduğuna dikkat çeken Gedik, “Fındık endüstriyel ürüne alınmış, ama kayısı alınmıyor. Tabi ki fındık endüstriyel üründür. Karşı değiliz, ancak kayısı da alınsın ve desteklensin. Kayısıya bu yıl dolu değdi, ürünün kalite kaybı yüzde 50 civarındadır. Herhangi bir destek sözünü bir yana bırakalım, Meclis’te lafı dahi edilmiyor” diyerek tepki gösterdi.

‘EY AVRUPA DEMEKLE OLMUYOR’

Yanlış politikalar sonucunda dost ülkenin kalmadığını ve bu durumun ihracata yansıdığını, Malatya’da kayısının rekoltesinin yaklaşık 300 bin ton olduğunu dile getiren Gedik, “200 bin ton kayısı ihraç ettiğimiz yılları bilirim. Ancak geçen yıl 70 bine düştü, bu yılda farklı bir şey beklemiyoruz. Rusya, Avrupa, Ortadoğu ülkeleri artık kayısı yemiyor mu? Hayır, yiyorlar. Türkiye ile araları bozuk olduğu için almıyorlar. Bizim ihracatçılarımız da zorlanıyor. İhracat yapamıyorlar. Dostumuz kalmadı. Bir Katar kaldı, onunla da aramız ne zaman bozulacak Allah bilir. Uluslararası ilişkiler karşılıklı çıkarlara bağlıdır. Neden herkesle kavgalıyız. 'Ey Amerika, Ey Rusya, Ey Avrupa' demekle olmuyor. Ticaret yapmak için önce dost olmak gerekiyor. Biz AKP hükümeti sayesinde bu değerlerimizi yitirdik. Bunun sıkıntısını biz çiftçiler çekiyoruz. Beyefendiler maaşlarını alıp Meclis’te oturuyorlar. Ben çiftçiyim, alın teri döküyorum. Her ağacın altında, her yıl en az 10 damla alın terim dökülüyor. Ancak ben alın terimin karşılığını alamıyorum” dedi.