Altınörs: Siyasal ve ekonomik tekelleşme çözüm değil sorun yaratır

ANKARA - HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, çözüm sürecinin ekonomiye sağladığı rahatlamanın iktidarın savaş politikasıyla geri tepildiğini belirtti. Siyaset ve ekonomide gücün tekelleşmesi yapısal sorunları ağırlaştıracağını vurgulayan Altınörs, çıkışın demokrasi ve barış politikasında olduğunu söyledi.

Eleştirel iktisat üzerine çalışma yürüten Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, ekonomideki kriz ve olası gelişmeleri değerlendirdi. Altınörs, 2013 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çabalarıyla geliştirilen çözüm sürecinin ekonomide büyük bir rahatlama yaşattığını hatırlatarak, iktidarın savaş politikalarına dönüş yapmasıyla krizin derinleştiğini ifade etti.

Bütçe ve cari açık risklerine dikkat çeken Altınörs, büyüme rakamlarının ise gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, deprasif bir dönemden geçildiğini dile getirdi.

Üretim olmadığı için ihracatın sınırlı olduğunu ve dolayısıyla “Cari açık ile ekonomik büyüme arasında ters bir orantı var” diyen Altınörs, şunları söyledi: "Çünkü üreten bir ülke değil. Ara mallar üreten bir ülke de değil. Sadece son tüketim mallarını üreten bir ülke. Mesela araba üretemiyor. Nihayi tüketim malları üretebiliyor, ama makine üretimi de son derece sınırlı. Bunun da sebebi sermaye yeni üretim alanlarına akmıyor. Daha çok kent rantı, arsa spekülasyonu modeline göre bir yatırım var”

'ARTIK DIŞ BORÇ BULAMIYORLAR’

Dünyanın en büyük kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye notunu düşürdüğünü hatırlatan Altınörs, buna önlem amacıyla Türkiye Varlık Fonu gibi oluşumların kurulduğunu ifade etti. “Bu varlık fonu değil, yokluk fonudur” diye niteleyen Altınör, şunları ekledi: “Türkiye gibi cari ve bütçe açığı veren, büyümeyen, üstüne varlık fonu kuran başka bir ülke yoktur. Bu dönede hükümet kendi geleceğini güvenceye almak adına bir takım adımlar attı. İşte borçlanma maliyetlerini düşürmek için Türkiye’de ne kadar kamu ekonomi kuruluşu var ise, hepsini Türkiye Varlık Fonu’na devretti. Buradan borçlanma maliyetlerini aşağıya çektiler. Çünkü yurtdışında borç bulamıyorlardı. Bir nevi Türkiye ekonomisini rehine tuttular. İşte Ziraat Bankası, PTT, Halk Bank, ne kadar kamu kuruluşu var ise Türkiye Varlık Fonu’na devretti.”

‘MÜLKİYET TEHDİT ALTINDA’

Altınörs, Türkiye'de "mülkiyet hakkı"nın ihlal edildiğini belirterek, OHAL kapsamında çıkartılan KHK’ler ile 600’e yakın şirkete el konulduğunu hatırlattı. Söz konusu şirketlerden yaklaşık olarak 50 milyar TL civarında sermaye sağlandığını ifade eden Altınörs, şöyle devam etti: “Vakıfları üniversiteleri de kattığınız zaman 100 milyar TL'ye yakın bir değer ortaya çıkıyor. Bu değerin adeta yağmalanması durumu söz konusu. Ciddi bir ekonomik değerin hepsi belli bir kesime gidiyor. MÜSİAD üyelerine ve Erdoğan’nın yakın çevresine gidiyor. Onunla iyi ilişkide bulunan tüccarlara ve sanayicilere gidiyor. Dolayısı ile OHAL aynı zamanda ekonomiyi dizayn etmenin, mülkiyet hakkının dizayn etmenin bir aracı haline geliyor.”

‘TARIM KRİZİ VAR’

Krizde olan bir diğer sektörün de tarım olduğunu anımsatan Altınörs, ülkenin artık kendi kendine yeterlilik konumundan çıktığını vurguladı. Altınörs, “Türkiye’de ürün çeşitliliği ortadan kaldırıldı. Tarım üretimi ciddi anlamda geriletildi. İthalata bağımlı hale getirildi. Hiçbir ülke kendisini gıdadan yeterli halden, dışa bağımlı hale getirmedi. Dünya da böyle bir örnek yok” diye belirtti.

‘KÖRFEZ SERMAYESİ EKONOMİ DIŞI BİR FAKTÖR’

Sık sık gündeme gelen “Körfez sermayesi”ne de dikkat çeken Altınörs, cari açığı hafifleten bu faktörün ekonomi dışı olduğunu hatırlattı. Altınörs, "Körfez ülkelerinden Türkiye’ye aktarılan ve illegal para akışı yani kara para akışıdır. Türkiye'deki hanedanlık ile Katar'daki hanedanlık ailesi arasında 14 buçuk Milyar dolar karar para trafiği var" dedi.

Katar ve Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye aktarılan paranın zamanlamasına da işaret eden Altınörs, şunları söyledi: “Bu kara paranın en yoğun girdiği yıllara baktığımız zamanlar ise, 2013-2014 ve 2016 yıllar dönemine denk geliyor. Yani AKP’nin yönetmekte en çok zorlandığı ve en çok kriz yaşadığı yıllardır bu dönemler. Bir nevi Katar Türkiye’nin ikinci bir örtülü ödenek rolünü görüyor. Bu da cari açığı hafifleten ekonomi dışı bir faktördür. Böylece körfez sermayesi ağırlıklı görünüyor.” Altınörs, "kara para" ile yapılan finansal girişin cari açığı belli oranda düştüğünü ancak çare olmayacağını kaydetti.

‘TURİZMİ DE YOK ETTİLER’

Çözüm sürecinin sonlandırarak savaş politikasına geçilmesi aynı zamanda ekonomideki krizi derinleştireceğini vurgulayan Altınörs, “Türkiye eğer Sayın Abdullah Öcalan’ın 2013 yılında ortaya koyduğu bölgeye barış ihraç eden perspektifini dikkate alsaydı, 2013–2015 yıllarında yaşadığı ekonomik rahatlamayı sürdürecekti. O dönemler dünya ekonomik kriz ile boğuşurken, Türkiye de nispi bir rahatlama yaşanmıştı” hatırlatmasında bulundu. Altınörs, Rusya, İsrail, Suriye ile yaşanan gerilimlerin Türkiye ekonomisine birikimli zarar verdiğini belirterek, şöyle devam etti: "Cari açıkta en önemli denge unsuru turizmdir. Ne düşürecek cari açıkta ki dövizin etkisini? Elbette ki turizm. Sanayi de makineye para veriyordunuz ama turizm de bunu geri alabiliyoruz. O da bitti. Almanlar yok, Ruslar yok, yani cari açığı kapatan o döngü ortadan kaldırıldı.”

‘ÇÖZÜM DEĞER ÜRETMEKTE’

Altınörs, ekonomiye dair değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “İktidar yaptığı yol ve köprüler ile övünüyor. Bunlar geri dönüşümü olan yatırımlar değil. Ekonomi ancak değer üretmek ile düzelir. Fabrika yaptığın zaman onun ekonomiye bir geri dönüşü oluyor. Çünkü yeni değer üretiyor. İkincisi işçi grevlerini bastırarak, cemaat sermayesine el koyarak, gerçek üretkenlik ve gerçek büyümeyi sağlayamazsınız. Ve buralardan gelen para ile büyüme gerçekleşmez. Türkiye 2013 yılından bu yana durağan büyüme döneminde. Bu dönemin özel bir aşamasındayız. Yani kriz riski kırılganlıklarının çok arttığı bir dönemdeyiz. Cari açıkta ki artış, bütçe açıkta ki artış ve büyümedeki düşüş, enflasyondaki artış, işsizlikteki artış, ekonomik durgunluk yaratmış durumda.”

‘GÜÇ TEKELLEŞTİRKÇE YAPISAL SORUNLAR DEVAM EDECEK’

AKP iktidarının "referandum evet çıkarsa ekonomi düzelecek" yönündeki vaatlerini de hatırlatan Altınörs, sözlerini şöyle tamamladı: “Ekonomide tekelleşme belli bir grubun etrafında oluşuyor. Tayip Erdoğan’ın gücü tekeline alma hamleleri ve OHAL uygulamaları toplumsal krizin temelini oluşturuyor. Yani güç tekelleştikçe, ekonomik tekelleşme de belli bir akraba grubu etrafından toplanıyor. Böyle olduğu için sistem tıkanıyor ve yapısal sorunlar devam ediyor. İşsizlik giderek artıyor. Enflasyon hakeza yine öyle. Cari açık ve bütçe açıkta yine artış yaşanıyor. Yani referandum da 'Evet' çıkması ekonomide ki yapısal sorunları daha da derinleştirdi ve derinleştirmeye devam edecektir.”

Selman Güzelyüz - dihaber