Soru soran kadın: Sorun cinsiyetçiliktir

HABER MERKEZİ - Yazar Gülazer Akın’ın kadın sorununun ana kaynağı olan cinsiyetçiliği tartışmaya açtığı “Cinsiyetçiliğin Yaratımı-Çalınan Özgürlük” kitabı çıktı. Akın, “Sorun cinsiyetçiliktir. Toplumsal cinsiyetçiliktir. Ve toplum tepeden tırnağa cinsiyetlendirilmiştir” diyor.

Yazar Gülazer Akın’ın kadın sorununun çıkış sürecine ilişkin bir kaynak niteliği taşıyan “Cinsiyetçiliğin Yaratımı-Çalınan Özgürlük” isimli kitabı çıktı. Aram Yayıncılık etiketiyle raflardaki yerini alan kitapta yazar, işe soru sormakla başlıyor ve soru sormayan kadına kalanın kader olduğuna işaret ediyor.

SORU İLE YOLA ÇIKMAK

Akın kitabında, “Kadın-erkeklik nedir, kadın kimdir, doğadaki konumu nedir? Erkek yaşamı nasıl ve nerede işgal etti? Kadın nasıl eskilsi bu eksilmeler dünyayı ne hale getirdi? Kadınlar, anacıl toplumun ruhu adına yeniden renk veremez mi yaşama? Çıkış mümkün mü? Alternatif bulunamaz mı?” gibi birçok soruya yanıt arıyor.

Yazar, “Sahiplik, Karı-koca kültürü, Tek tanrılı dinlerde kadının yeri, Bilim ve felsefede kadının yeri, Marksizm ve Sovyet sosyalizminde kadının yeri, erkek ahlakı, Feminizme Düşmanlık” başlıkları altından cinsiyetçiliğin gelişimini işliyor.

‘ASIL SORUN CİNSİYETÇİLİKTİR’

“Kadın sorunu” tanımlamasının da erkeği özgürmüş gibi gösterdiğinin tespitini yapan Akın, asıl sorunun cinsiyetçilik olduğunu belirterek, “Sorun cinsiyetçiliktir. Toplumsal cinsiyetçiliktir. Ve toplum tepeden tırnağa cinsiyetlendirilmiştir” diyor.

“Kadınlığı” tarihte kaybolmuş bir statü, bir ayrıntı olarak tanımlayan yazar, erkeklik durumunun erkeklerin içlerindeki yüce tanrıları olduğunu belirtiyor. Erkekliğin daha doğrusu toplumsal cinsiyetçiliğin en çok “haremlik-selamlık” üzerinden örgütlendiğine de işaret edilen kitapta, haremliğin kadının hapishanesi olduğu, erkeğin yerinin sağlamlaştıkça kadının dünyasının daraltıldığı bilgisi paylaşılıyor.

ADEM-HAVVA ÖYKÜSÜ

Kitapta dikkat çeken aktarımlardan biri de Adem-Havva hikayesi. Adem ve Havva mitiyle beş bin yıldır yaratılan erkek egemen sistemin “Havva, Adem’in kaburga kemiğinden yaratılmıştır” söylemini başucu sözü yaptığını, bugün de bununla erkek egemen sistemin kendini sürdürdüğü vurgulanıyor. Tarih sayfalarında olayın üçüncü bir kahramanı olan ve Adem’e isyan eden Lilith’in varlığından bahsedilmediğini de vurgulanan bir başka konu. Lilith’in Adem’e başkaldırarak, çöllere kaçtığı hatırlatan yazar, bu yüzden Lilith’in kadın özgürlüğünün ilk simgesi olduğuna yer veriyor.

Kitapta, Lilith’e kutsal kitaplarda yer verilmemesinin nedeninin bu başkaldırı hali olduğu, “Karılaştırılan ilk kadın” olarak tanımlanan Havva’nın da itaat ettiği için kutsal kitaplarda yerini aldığı ve kutsadığı belirtiliyor.

MARKSİZM’DE KADIN

Kadın sorununun çözümü noktasında Marksizm ve Sovyet sosyalizminin de eksikliğe düştüğüne dikkat çeken yazar, Marks’ın genel toplum çözümlemesindeki ekonomi eksenli yaklaşımının kadını ele alışı için de geçerli olduğunu, bir temel anlamında toplumun kurtuluşunun kadından geçtiğini tespitinden öteye gidemediğini belirtiyor.

‘KAYBEDİLEN YERDE KAZANMAK’

Cinsiyetçiliğin ortaya çıkışı ve toplumda nasıl geliştiğini tüm aşamalarıyla işleyen Akın, buna karşı mücadeleye ilişkin “Perspektif mahiyetinde” bölümünde kurtuluşun yolunun farklı bir toplum sistemi geliştirmek gerektiğini onun dışındaki çözümlerin tamamının sistem içi olacağını söylüyor.

Sorunla mücadelenin yenme, yenilme, bir tarafın bir tarafı alt etme savaşı olmadığına işaret eden yazar Akın, şöyle diyor: “Erkeklik bir sistem oluşumu ise, iki cins de bunda kaybetmiştir. Bu bilinci elde etmek çözümü kolaylaştıracak, anlayışı güçlendirecek, inşayı da sağlıklı ve oturaklı kılacaktır. Radikal girişim olmadan iki cins için de bir çıkış sağlanamaz. Onun için Jineoloji gibi bir bilime yer açmak, yaratımını güçlendirmek ‘Kaybedilen yerden kazanmanın’ en isabetli noktasından tutmaktır. Her olguya kendi tekniğinde bir yaklaşımla cevap verip alternatif sunmak başarı için doğru yöntemdir.”

GÜLAZER AKIN KİMDİR?

Akın, Bitlis’in Ahlat ilçesinde 1975 yılında dünyaya geldi. 1993 yılında Kürt özgürlük hareketine katılan Akın, 1996 yılından bu yana cezaevinde bulunuyor. Gebze Cezaevi’nde kalan Akın, daha önce “Tencerenin Dibi” isimli romanıyla okuyucuyla buluşmuştu.