VAN - Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde konuşan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, “İnsanlığın vicdanı zulme karşı suskun kalamaz. Sizden öncekiler köyleri yaktı, siz şehirleri yıktınız. HDP, bütün renklerin ve seslerin soluğu olmaya devam edecek. Onurlu barış tecelli olana kadar, eşitlik ve onurlu barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Van’da Musa Anter Parkı’ndaki Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde engellemeleri kınayarak konuşmasına başlayan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, “Değerli basın mensupları, Musa Anter Parkı’nda İstanbul’dan devraldığımız Vicdan ve Adalet nöbetçileri adına bütün Van halkını ve tüm insanlık fertlerini selamlıyorum. Grup toplantımıza bir buçuk saatlik gecikme ile başlıyoruz. Van şehrinde, insanlığın kimliği olan, insanlığın vicdanı olan korkunun engelleri ile karşılaştık. Vicdan ve adalet hareketleri barikatlar ile engellenmeye çalışılıyor. Bizler durmayacağız, faşizmi durduracağız. Özgürlük ve adalet tesis edilene kadar durmayacağız. Vicdanlar susarsa, adalet tecelli olmazsa, bugün dayatılanlar daha fazla can kaybına yol açacak. İnsanların daha fazla acı çekmesine yol açacak. HDP legal siyaset kanallarının yegane yolu olan vicdan ve adalet hareketini başlatıyor.”
Nöbet eylemini Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ın seçim bölgesi olan İstanbul’dan milletvekilliği ve eş başkanlığı düşürülen Figen Yüksekdağ’ın seçildiği şehre taşıdıklarını ve ne tür engellemeler olursa olsun hiçbir gücün vicdanı ablukaya alamayacağını belirten Baydemir, “İnsanlığın vicdanı zulme karşı suskun kalamaz. Bir kez daha Musa Anter Barış Parkı’na gelene kadar vicdan ve adalet diyen insanlar gözümüzün önünde gözaltına alınmaya çalışıldılar, tehdit edildiler. Musa Anter Barış Parkı’nın kendisi izolasyona alınmış durumda. Buradaki fotoğraf, Türkiye’ye dayatılan fotoğraftır.
4 Kasım darbesi ile Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile seçilmiş insanlar özü itibariyle halkının hizmetkarı ve sözcüsü oldukları için buna maruz kaldılar. Bugün nasıl bu park abluka altındaysa, barış talebi nasıl yok edilmek isteniyorsa, Türkiye’de 7 Haziran seçimleri sonrasında açığa çıkarılan millet iradesinin kendisi yok edilmek isteniyor. Barış parkı abluka altına alınıyorsa, 4 yıldır adım adım barış ve müzakere masasının çökertme planını yaptılar. Suruç’tan Ankara patlamasına iktidar devşirmeye çalıştılar. Demirtaş, Yüksekdağ ve legal siyasetin aktörlerini cezaevine koyarak ne elde ettiniz.
Susmadık, susmayacağız. Bu halk hiçbir dayatmaya boyun eğmedi, bundan sonra da boyun eğmeyecektir” dedi.
Bugün mahkemesi görülen partinin eski sözcüsü Ayhan Bilgen’in tutukluluk haline de dikkat çeken Baydemir, “Ayhan Bilgen bir insan hakları savunucusudur. 28 Şubat’ta mazlumların yanındaydı, Cizre’de insanlar diri diri yakılırken insanların yanındaydı. Bugün de mazlumların sözcüsüdür, insan vicdanının ta kendisidir. Devam eden bir yargılamanın tutuklu sanığıdır. Ayhan Bilgen İskilipli Atıf Hoca gibidir, hiç söylemediği sözden dolayı tutukludur. Her sözde Atıf Hoca’ya atıfta bulunanlar, tıpkı İstiklal Mahkemelerinde ortaya koyduğunun aynısını ortaya koyuyor. Bu ülkeyi talimatlarla, yargıyı talimatlarla yönettiği bir kez daha açığa çıkıyor.
Meclis’te iktisas komisyonları var, bunun HDP’li iki üyesi tutuklu bulunuyor. Ayhan Bilgen ve Burcu Özçelik’tir. Demirtaşlara Yüksekdağlara ve bütün seçilmişlere selam olsun. Millet iradesi cezaevine konuluyor. TBMM Başkanı ne yapıyor, meclisin itibarını 5 trilyonluk arabalar ile kurtarmaya çalışıyor. Siz meclisin itibarını 5 trilyonluk araba ile kurtaramazsınız. Meclisin itibarı Demirtaş ve Yüksekdağ tutuklandığında yerlerde sürüklendi. Meclis Başkanına çağrımızdır; gelin siz de insanlığın vicdanın kurtarılmasında bir rol oynayın. İnsanlığın en büyük sermayesi onurudur. Makam ve mevki geri gelir, onurunu yitiren toplum ve birey bir daha onu zor kazanır. Vicdan ve Adalet Nöbeti insan onuruna erişmenin bir adımıdır. Bu coğrafya darbeler coğrafyasıdır. 7 Haziran millet iradesinin sonucu olan seçimi yenileme çabası ile sınırlı olmadı. Van halkı yüksek oranda iradesini açığa çıkararak seçilmişlerini ortaya çıkardı” diye belirtti.
Tutuklu Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya dahil ilçe eş belediye başkanlarının isimlerini tek tek sayan Baydemir, şöyle devam etti: “Halkın belediye başkanını cezaevine koymak kimin haddine düşmüş. İpekyolu, Edremit, Başkale, Gürpınar belediye başkanları, kayyum uygulaması ile cezaevinde bulunuyorlar. Bu faşist rejimin, milletin iradesine zerre yok. Halkın seçilmişlerinin tek bir tanesi cezaevinde oluncaya kadar susmayacağız, durmayacağız ve faşizmi durduracağız.”
‘NEREDEN NEREYE’
Belediyelere atanan kayyumları da hatırlatan Baydemir, şunları dile getirdi: “Kayyum uygulamasının birkaç icraatına bakalım. İlk iş Maya Kadın Merkezi’ni kapatmak. Bu iktidar kadın düşmanlığında ısrarcı. Erciş Ronahi Kültür Merkezi’ni kapattılar, çok dilli olan ve insanların kendi diline katkı sunan bir kuruluş kapatılıyor. Kürtçe tabelalar ve eğitim kurumları kapatılıyor.
Birkaç yıl önce bir vali, bir makale yazmıştır. Makalesinde, olağan koşullarda bir mevzuatta bir seçilmişi hakkının verilmesinin demokrasi ve özyönetim haklarına, seçme seçilme hakkına saldırıdır. Faşist rejim, o valiyi bir belediyeye kayyum olarak atamış. İnanmadığınızı bile yaptırır. Buna karşı çıkın, zulüm kimden gelirse gelsin buna karşı çıkın. Vicdan ve Adalet Nöbeti bunları özgürleştirecek.
Nereden nereye geldiler. AKP Genel Başkanı’na çağrı yapıyorum, siz değil miydiniz askeri vesayete karşı olan, Avrupa Birliği’ne gireceğiz, yoksulluk ile mücadele edeceğiz diyen. Siz değimliydiniz, OHAL ile mücadele edeceğiz. Kürt coğrafyası sıkıyönetim koşularında yönetiliyor. Çifte standart ve hukuk uygulanıyor. Bu ülkenin ana muhalefet partisi haklı olarak Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü gerçekleştirdi. Bütün kolluk kuvvetleri mihmanlık rolünü oynadılar. Meclisin 3. büyük partisinden bu kadar korkmanızın sebebi nedir. Hangi noktadan hangi noktaya geldiniz. Savaş ve faşizm herkese kaybettirir.
Sizin temsil ettiğiniz gelenek, Guantanamo’yu insanlığa saldırı olarak değerlendirdi. Erdoğan Guantanamo uygulamasını getiriyor ve bunun müjdesini veriyor. Ka aqil, ka wicdan (Nerede akıl, nerede vicdan). Sizler neyi kaybettiğinizin farkında değil misiniz. 12 Eylül’de tek tip elbisenin nelere yol açtığını bu ülke iyi biliyor. Bunun adı işkencedir. Cuntanın yapamadığı darbeyi gerçekleştirdiniz, insanlık mücadelesi veren tüm aktörleri cezaevi işkencehanesinde toplama çabasındasınız. Bu kaybedilişin resmidir. Tek tip elbiseye Rahmi Yıldırım’ın bir beyanı var; 12 Eylül’de tek tip elbise ile mahkemeye getirilenler, çamaşırlarını yırtıp iç çamaşırları ile kaldılar. Tek tip elbise işkence aracı olmuştur. Musa Anter Parkı’ndan bir kez daha haykırıyoruz, insanlık onuru işkenceyi yenecek. Ülkeyi öyle bir hale getirdiniz ki; kaybetmişliğinizi gizlemek için her gün baskının dozunu arttırmakla buluyorsunuz. Zulümle abat olunmaz, olanın sonu felakettir. Bunu en iyi bilenlerden biri sizsiniz. Siyaset sorunlara çözüm arama mecrasıdır. Siz siyasetin dilini diyalogdan çıkarıp kine dönüştürürseniz, toplumun yarısı sizden nefret duyar. Zorun gücü haline getirirseniz, toplumda kutuplaşma ve boğazlaşmaya zemin hazırlamış olursunuz.
Beşiktaş Kocaeli maçında yaşananlar, senin 3 yıldır dayattığın amigoluğun sonucudur. Bir siyasi lider ve genel başkan ağırlığını bilmezse, amigoluk yaparsa taraftar sahaya iner. Türkiye bu noktadan çıksın diye HDP susmayacak, faşizmi durduracak. Bundan dolayı milyonlara bir kez daha çağrımızdır; susmayalım faşizmi durduralım, hep birlikte faşizmi durduralım.”
‘ERDOĞAN’A SESLENİYORUM’
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a seslenen Baydemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir kez daha yüksek bir sesle AKP Genel Başkanı’na sesleniyorum; faşizmin yolu çıkmaz sokaktır. Dünyanın neresinden bakarsanız, faşizmi ve baskıyı çare olarak gören bütün anlayışlar, bu çıkmaz sokaktan büyük acılar yaşatarak, toplumu felaketin eşiğine getirmiştir. Dünyanın bütün liderlerine ahkam kesiyor. Almanya diyor, Almanya çoğunluğu zenginlik olarak gördüğü için böyle. Bu konuda en doğruyu söyleyen onların MYK üyesi Ayhan Oğan oldu. Çok açık bir dille itiraf etti ki; yeni bir devlet inşa ediyorlar. Ona böbürleniyorlar ve azarlıyorlar. Söylemeyin, yapmak istediğiniz budur. Bu denenmiş ve sınanmış, insanlığa acılar yaşatan zihniyettir. Bu zihniyet Şêx Seid, Koçgiri ve Dersim katliamını yaşattı. Devletin eski sahipleri, yeni sahipleri, kendi zihniyetini bir format olarak çekiyorlar. Devletin beka sorunu varmış. Devletin beka değil, adalet sorunu var. Bunu da Vicdan ve Adalet çığlığı ile bizler aşacağız. Geleceğe onurlu günler armağan edeceğiz.
Sizden öncekiler köyleri yaktı, siz şehirleri yıktınız. Sizden öncekiler de ekranları karartı. HDP, bütün renklerin ve seslerin soluğu olmaya devam edecek. Onurlu barış tecelli olana kadar, eşitlik ve onurlu barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.
Topluma yaşatılan bütün baskı, zor ve zorbalık rejiminin bir temel dayanağı var. Devletin beka sorunuymuş, Rojava’da Kürtlerin statü sahibi olması, Güney Kürdistan’da referandum kararı. Kürtler kardeşimdir dediğinizde, dürüst iseniz, Rojava’nın statüsüne kavuşması neden sorun olsun. Miskali zerre dürüstseniz, neden beka sorununuz olsun. Tam tersine devletin en büyük çıkarı, Kürt kardeşleri ile ekonomik ve insanı ilişki geliştirmesidir. Şimdi bunu test etmenin zamanı gelmiştir. Akıl ve vicdanınızla, bir kez daha soruyoruz; Rojava’da Kürtler değil de, Türkmenler statü kazansaydı aynı tavrı mı ortaya koyardınız.
Çıkmış Demirtaş’a ‘terörist’ diyor ve 53 Kürdün katline sebep oldu diyor. Sen Kürtleri kardeş olarak görmüyorsun. Senin Kürt kardeşlerin Bekir Bozdağ’dır, tepe tepe kullanın. Ehmedê Xanê’nin bir destanı var, o destanda Mîrler, Memler ve Zinler var. Bir de Beko’lar var size hayırlı olsun. Bizler Memleri sahiplenmeye devam edeceğiz.
Cezaevinde bulunan Demirtaş ve Yüksekdağ, milletvekilleri, belediye başkanları ve gazetecilere selam olsun. Bekir Kaya’ya selam olsun. İnsanlığa barış ve adaleti tesis edene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 7 gün bu alanda olacağız. Gün gün, vicdanın ve adaletin dalgalarını yükselteceğiz. Bu dalgalar Mezopotamya ve Anadolu’ya vuracaktır ve birlikteliğin tohumları yeşerecektir. Van halkına selamlarımı iletiyorum. Bu bariyerler, Van halkının vicdanları ile buluşmaya engel olmayacaktır. Türkiye toplumuna dayatılan bu deli gömleğini yırtacağız. Bu toplum faşizm gömleğini 70 yıldır kabul etmedi bundan sonra da kabul etmeyecektir.”
Baydemir’in grup konuşmasının ardından vekiller ve parti yetkilileri, durum değerlendirmesi yapmak üzere toplandı.