HAKKARİ - Yüksekova’da “yasak” döneminde oğlu Cemal ile birlikte öldürülen Musa Vural’ın cenazesi, 14 ay sonra “kimsesizler” mezarlığında alınarak defnedildi. ATK’ye 4 kez kan örneği veren anne, “Tek isteğim oğlumu da kendi toprağında defnetmek” dedi.
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 13 Mart 2016 tarihinde ilan edilen ve 79 gün süren sokağa çıkma yasağı döneminde oğlu Cemal Vural (22) ile birlikte öldürülen 6 çocuk babası Musa Vural’ın (44) cenazesi, 13 ay 27 gün sonra ailesi tarafında alındı. "Yasak" döneminde Güngör Mahallesi’ndeki evlerini terk etmeyen ve 18 Nisan 2016’dan itibaren kendilerinden hiçbir haber alınamayan baba ve oğul için 4 kez Erzurum Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kan örneği veren aile, 15 Haziran’da Erzurum’daki Abdurrahman Gazi Mezarlığı’nın bir bölümünde “kimsesizler” için ayrılan alandan cenazeyi alarak Yüksekova’ya getirip, defnetti. Oğlunun cenazesinin de aynı mezarlıkta bulunan 51 “kimsesiz” arasında olduğunu dile getiren anne Hamayil Vural, eşi ve oğlunun devlet güçleri tarafından öldürüldüğünün bilinmesine rağmen 1 yıldır inkar edildiğini söyledi.
TERK EDİLMEYEN EV YENİDEN ONARILDI
Kaybettiği eşi ve oğlunun yıllarca emek vererek yaptığı ve son nefeslerine kadar terk etmediği, yakılmış 3 katlı evi 1 yıl boyunca çocuklarıyla yeniden onarak anne Vural, aylarca onların yaşıyor olmasını umut ederek yaşadığını söyledi. Yaşadığı acı nedeniyle saçlarının beyazladığına dikkat çeken Vural, “Sokağa çıkma yasaklarında eşim ve oğlum bu evde kalırken, ‘Sivil insanlarız bize bir şey yapmazlar’ diye düşünüyorlardı. Ama öyle olmadı 2 sivil insan yasakta öldürüldü. Biz günlerce bir haber alamadık. Yasak kalkar kalkmaz Erzurum’da kan verdik. Toplamda 4 kez kan verdik. Bize ‘On gün sonra belli olacak’ dediler” dedi.
‘AYLARCA BİR UMUTLA YAŞADIK’
Oğlunun da ATK’de baktığı cenazeler arasında olduğunu anca yüzü parçalandığı için tanımakta zorlu çektiğini belirten Vural, “Erzurum’a tekrar gidip 70 cenazenin torbasını açıp yanmış parçalanmış cenazelere tek tek baktım. Oğlum o cenazelerin içindeydi ama ben tam tanıyamadım. Parçalanmıştı, tanımak çok zordu. Daha sonra her hafta, her ay gidip soruyorduk. Bizi hep oyaladılar. Savcıya polise soruyorduk, ‘bu insanlar sivildi, niye öldürüldü ne yaptınız?’ diyorduk. Onlar öldürmediklerini ve haberleri olmadıklarını söylüyordu. En son Mayıs ayında bize haber verdiler gittik baktık onlardaymış bunca ay cenaze. Aslında hep biliyorlardı, ama tam bir yıl bizi oyaladılar. Bu acıyla, küçük bir umutla kıvrandık durduk. Kendimize hep şu soruyu sorduk ‘Acaba yaşıyorlar mı?’ diye. Cenazeyi aldığımızda bu gün defnedilmiş gibiydi, sadece yüzü parçalanmıştı. Defnederken bile ne dua okuduğumuzu, nasıl gömdüğümüzü bilemedik. Başımızda dönen heronlardan, etrafımızı kuşatan zırhlı araçlardan dolayı” diye konuştu.
‘OĞLU HALA O MEZARLIKTA’
Erzurum’da hala 51 cenazenin kimsesizler mezarlığında olduğunu ve onlardan birinin de oğlu olduğunu vurgulayan Vural, “Oğlumun cenazesinin hala bir mezar taşı bile yok. Tek isteğim onu da alıp kendi toprağına defnetmek. Buradan bütün annelere, babalara sesleniyorum. Cenazesi kayıp olan herkes gidip kan versin çocuğunu alsın” şeklinde çağrı yaptı.
‘BU KADAR ACIYA GEREK YOKTU’
Babası ve ağabeyinin yan yana konulmuş fotoğraflarını gösteren Kemal Vural ise yaşadıkları acının tarifsiz olduğunu söyledi. Mayıs 2016’dan bu yana haftada 2 kez Yüksekova Başsavcılığı’na gidip babası ve ağabeyinin akıbetini sorduğunu paylaşan Vural, “Yasaklar başladığında Hakkari’ye sınava gitmiştim. Sınava girdikten sonra babamı aradım, onların yanına dönmek istediğimi söyledim. Babam bana, ‘Oğlum gerek yok zaten bu yasak kısa sürede kalkacak, bir arama yapıp gidecekler o zaman sen de dönersin’ dedi. Aylar geçti yasak kalkmadı. Babam ve kardeşim annemleri de evden gönderip, kalmışlar. Babam yıllarca çobanlık yaparak yaptığı şu evin yakılmasını istemedi” diye konuştu.
18 NİSAN’DAN SONRA HABER ALAMADILAR
18 Nisan 2016 tarihinden sonra haber alamadıkları babası ve ağabeyi için defalarca Kaymakamlık, emniyet başta olmak üzere birçok yeri aradıklarını ve 2 sivilin evde kaldığını bildirdiklerini belirten Vural, “Emniyet bize, ‘Tamam sivillerse bir şey olmaz’ diyordu. 17 Nisan akşamı da arayıp konuştuk babamla, ama 18 Nisan günü aradığımızda bir daha haber alamadık. 1 yıl boyunca kardeşimi ve babamı sorduğumuzda bize hep ‘Biz hiçbir sivil öldürmedik yalan söylüyorsunuz’ diyerek oyalıyorlardı” dedi.
‘ARTIK KİMSENİN YOLUNU GÖZLEMEYELİM’
19 Mayıs 2017 tarihinde Yüksekova Başsavcılığı tarafından çağrıldıklarını, babasının kimliği ve dosyasının önlerine konduğunu dile getiren Vural, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dosya var, kimlik var ama 1 yıl sonra bizi çağırıp cenazenin kimsesizler mezarlığında olduğunu söylediler. Test sonuçları uyuştuktan sonra 15 Haziran’da babamı alıp defnedebildik. Babamı defnettikten sonra annemle savcılığa tekrar gittik. Savcı bize kardeşimin de dosyasını gösterdi ve ‘Senin kardeşini öldürülmüş boş bir arazide, dosyası yanımda ama cenazesi ne zaman verilir bilmiyorum’ dedi. Savcıya söyledik, 2 sivildi bu öldürdükleriniz, kardeşimin de cenazesini verin artık yok yere kapıda camda kimsenin yolunu gözlemeyelim.”
Babasının ölüm belgesi ve otopsi raporunun hala verilmediğini söyleyen Vural, duruma dair yaptıkları başvurunun ise hala soruşturma aşamasında olduğunu belirtti.
Nimet Ölmez – dihaber