Enflasyon altı zamma imza atıldı

ANKARA - Memur-Sen ile hükümet arasında yürütülen toplu iş görüşmeleri, enflasyonun altında zamla imzalandı. Temmuz ayı itibariyle yıllık 9.79 kaydedilen enflasyona karşılık memura 2018 yılı için 4+3.5 zam yapıldı. KESK ise “satış sözleşmesi” diyerek tepki gösterdi.

Toplam 3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisine; 2018-2019 yılında yapılacak zam oranları için toplu sözleşme görüşmelerinde hükümet ile Memur-Sen arasında varılan uzlaşıya imza atıldı. Hükümetin 2018 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 3.5, 2019 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 5 olarak teklifini kabul eden Memur-Sen’e diğer konfederasyonlar tepki gösterdi.

İMZALAR ATILDI

Hükümet ile Memur-Sen’in vardığı anlaşm Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Julide Sarıeroğlu ile Memur- Sen Başkanı Ali Yalçın tarafından imzalandı. TİS masasında mutabakat olduğunu vurgulayan Sarıeroğlu, “En düşük memur maaşı aile yardımı dahil 2018'in ikinci yarısında 2 bin 929 liraya yükselecek. 2019'un ikinci yarısında 3 bin 198 liraya yükselecek. Emeklilerle ilgili de artışlar söz konusu. Kümülatif zam 2018 7.6 2019 9.2 artış gerçekleşti” dedi. Toplamda yüzde 17.54 zam yaptıklarını savunan Sarıeroğlu, “En düşük memur emeklisi 2018'in ilk yarısında bin 945 liraya yükselecek” diye belirtti.

‘EKONOMİK DENGELİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURDUK’

Zam oranlarını belirlerken, ekonomik dengeyi göz önünde bulundurduklarını kaydeden Sarıeroğlu, uzlaşma maddelerinden birinin de hac ile ilgili olduğunu belirterek, “Hac göreviyle ilgili olarak önemli bir yüküm koyduk. İzni kalmayan izinlerini kullanmış olan kamuda çalışan hac adaylarına ek olarak 20 gün ücretsiz izin verdik” diye konuştu.

YALÇIN: UZLAŞTIK

İmza töreninde konuşan Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın da, varılan sonucu “uzlaşma” olarak nitelendirdi ve “Her 2 taraf açısından da zorluklar söz konusuydu. Yoğun mesai ile uykusuz kalarak nihayetinde çözüm bulduğumuz durum” dedi. Yalçın, kendi tekliflerinin çok altında yapılan artışı kabul etmelerine rağmen, “Ciddi bir oransal artış ikinci teklifte gerçekleştirildiğini” ileri sürdü.

KESK: FİYASKO

Memur- Sen ile hükümet arasındaki uzlaşıyı “satış sözleşmesi” olarak niteleyen KESK, pazarlığa tepki gösterdi. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan KESK, 4. dönem “toplu sözleşme” görüşmelerinin fiyaskoyla sonuçlandığının altını çizdi. Görüşmeleri, “orta oyunu” olarak nitelendiren KESK, “AKP ve yandaş konfederasyon yönetimi gece yarısı yeni bir satış sözleşmesine imza atmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Memur-Sen’in “tarihi başarı” dediği anlaşmanın 80 milyonun gözleri önünde gerçekleşmiş olduğunu hatırlatarak, “güneş balçıkla sıvanmaz” ifadelerinden bulundu. KESK açıklamasının devamında şu görüşlere yer verdi: “Fazla söze gerek yoktur, ayrıntılı değerlendirmemizi daha sonra yapmak üzere bu noktada sadece birkaç temel noktanın altını çizmek yeterlidir.

Bu sadece adı ‘toplu sözleşme’ olan gerçekte toplu görüşmelerden hiçbir farkı olmayan sistem;

* Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yaşadığı sorunların bu sorunların parçası olan, halkın değil, siyasi iktidarın memurluğunu yapan, siyasal iktidarın memur kolları rolünü üstelenen sendikamsı yapılar tarafından çözülemeyeceğini bir kez daha ispatlamıştır.

Nitekim yandaş konfederasyon yönetimi kamu işvereni olan hükümetin, kamu emekçileri ile dalga geçen ilk teklifine karşı bir haftadır beylik açıklamalar yapmanın ‘sizin teklifiniz kabul edilmezse ne yapacaksınız?’ soruları karşısında lafı eveleyip gevelemenin ötesine geçememiştir.

Daha sonra bir iki puanlık artış karşısında 3,1 milyon kamu emekçisinin, 1,9 milyon kamu emekçisi emeklisinin gücünü arkasına almak yerine her fırsatta kamu emekçilerinin iş güvencesini hedef alan açıklamalar yapmayı görev edinen ‘milletin adamından’ icazet beklemiştir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, üyelerine, temsil ettiği kesimlere değil, pazarlık yaptığı işverene dayanan, üstüne üstlük Cumhurbaşkanı’ndan medet uman yapılara sendika demenin mümkün olmadığı nettir. Bu süreç bir milyon üyesi olan herhangi bir kurum-kuruluş-örgüt olma ile sendika olma arasındaki farkı tüm açıklığı ile ortaya çıkarmıştır.

Nitekim KESK’i sadece masadan değil, işyerlerinden, alanlardan uzak tutmak için her türlü hukuksuzluğun devreye sokulduğu bu son ‘toplu sözleşme’ sürecinde, sendika olmanın asgari koşullarını dahi taşımayanların kamu emekçilerinin temel sorunlarına çözüm üretmekten ne kadar uzak olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Bu süreç, KESK olarak en başından beri karşı çıktığımız, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejim ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı ‘Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin’ iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır.

* Yeni bir satış sözleşmesi ile sonuçlanan bu süreç, hep başından beri dikkat çektiğimiz üzere demokrasinin, adaletin olmadığı bir yerde emeğin hakkının da olmayacağını ispatlamıştır. OHAL-KHK rejiminin gölgesi toplu sözleşme görüşmelerine düşmüştür.

OHAL-KHK rejimine sırtını dayayarak istediği kamu çalışanını sorgusuz sualsiz işinden eden, açığa alan siyasal iktidar toplu sözleşmede kamu emekçileri ile dalga geçen teklifler sunmuş, yandaş konfederasyon yönetimi ise bunu izlemekle yetinmemiş adeta çanak tutmuştur. Kısacası kamu emekçilerine ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikası sonuna kadar kullanılmıştır.”