ŞIRNAK – Botan’da Osmanlı ve Mîre karşı direniş örgütleyen Elo ve arkadaşları tarafından inşa edilen Elo Dîno Kasrı baraj sularının altında kalacak. 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen sarayın bazı bölümleri yıkılmış olsa da varlığını bugüne kadar korudu.
Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Sulak köyü yakınlarında bulunan ve 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen Elo Dîno Kasrı, Cizre Barajı ve HES projesinin tamamlanması ile sular altında kalacak. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün 2016’nın Kasım ayında imzaladığı projenin 2 yıl içinde bitirilmesi planlanıyor. Projenin tamamlanması ile Cizre, İdil ve Güçlükonak arasında bulan Dicle vadisinde birçok alan baraj suları altında bırakılacak.
KASR HALEN İHTİŞAMINI KORUYOR
Sular altında kalacak tarihi yapıtların başında ise sarp bir kayanın üstünde inşa edilen Elo Dîno Kasrı bulunuyor. Dicle nehrine hâkim bir dönemeçte inşa edilen Elo Dîno Kasrı yıllar içerisinde tahrip olması nedeniyle günümüzde sadece duvarlarının harabeleri kalmış olsa da ihtişamını koruyor. Üstü açık olan kasrın orijinalinde kubbeyle kapalı olduğu tahmin ediliyor. Kesme taşlardan, kireç ve kalker karışımı bir çimentodan yapılan kasrın doğu yönündeki kapısı hala mevcut ve kasra sadece bu kapıdan girilebiliyor. Kasrın nehre bakan tarafında da yine bir kapı ve iki pencere bulunuyor.
DENGBÊJLERİN KLAMLARINDA YERİNİ BULDU
Osmanlı ve Botan mirleri (bey) tarafından yapılan adaletsizliklere başkaldıran Elo kendine has direnişini de simgeleyen kasrın efsanesi hala halk arasında konuşuluyor. Çoğu kişi tarafından bölgenin “Robin Hood”u olarak adlandırılan Elo Dîno’nun hikayesi dengbêj divanlarında en çok dillendirilen klamlar arasında yer aldı.
OSMANLI VE MİR MUHAMMED’E KARŞI İSYAN
O dönem bölgede başlayan kıtlığa rağmen Osmanlı ve Mîr Muhammed'in vergi baskısı karşısında Bafê (Sulak) köylerinin gençleri arasında bir direniş örgütleyen Elo Dîno kısa zamanda bölgede nam salar. Elo Dîno ve arkadaşları Bafê köyünün hemen yanındaki Dicle Nehri'nin geçtiği alana kale inşa ederek bölgeyi hâkimiyetleri altına alır. Diyarbakır’dan Musul ve Bağdat’ta kadar uzanan Dicle nehrinin ortasında kurduğu hakimiyet karşısında geçen tüccarlardan vergi alan Elo Dîno’nun kısa zamanda yanına civar köylerin gençlerini de çektiği ifade ediliyor. Mertliği, iyi bir savaşçı olması ve Osmanlı ile Mîre karşı giriştiği bu isyan nedeniyle halk arasında 'Dîno' lakabını da alır.
KOMPLO KURULUR
Osmanlının rahatsız olması ile kendi topraklarının vergilerini kendileri arasında paylaşacağını duyuran Elo Dîno’nun üstüne Mîr Muhammed birkaç kez adamlarını gönderir. Ancak Elo Dîno ve arkadaşları Mîr'in adamlarına karşı üstün gelir. Bunun üzerine Mîr, Elo Dîno için bir komplo hazırlar.
Elo Dîno’nun kalesine bir akşam üstü davulların çaldığı halayların çekildiği bir sal yakınlaşır. Kimin düğünü olduğunu soran Elo Dîno’ya saldakiler Mîr’in artık ona karışmayacağını ve barışmak için bazı hediyeler gönderdiğini kaydederler. Hediyelerin geri çevrilmediği Botan kültüründe Elo Dîno da misafirleri kalesine kabul eder. Birlikte geçirdikleri uzun gecenin sarhoşluğu ile derin uykuya dalan Elo Dîno sabah gözlerini açınca kendisini Mîr’in kalesinde bulur. Arkadaşlarının ihanetine uğrayan Elo Dîno, Mem’in zindanına götürülüp türlü işkencelerden geçirilir.
MİR’E VERDİĞİ CEVAP
Her türlü işkence karşısında direnen Elo Dîno’yu görmeye gelen Mîr ise Elo’ya “Halini görüyor musun, değiyor muydu? Bu halden daha kötü bir hal var mıdır?” diye sorar. Elo, Mîrê “Bir gün evine çok uzaklardan bir tanrı misafiri gelir. Çok açtır ve senden sadece bir tas süt ister. Evde süt olmadığından sen ve eşin birbirinize biçare bakarsınız. Ve tanrı misafiri aç halde yoluna, yani ölüme devam eder. Bu hal her halden daha kötüdür” der. Elo Dîno’nun anlattıklarından etkilenen Mîr, onu affeder ancak işkencelere daha fazla dayanamayan Elo orada yaşamını yitirir.
KIZININ YAKTIĞI AĞIT
Elo Dîno’nun bu hikayesi dengbêjlere ilham olduğu gibi kendine has bir halay da oluşturuyor. Her dengbêjin kendi melodisi ile ekleme yapıp değiştirdiği Elo Dîno üzerine okunmuş kilam kızı Seyran’ın yaktığı ağıt olarak bilinmektedir. Kızının yaktığı ağıtın sözleri şöyle;
"Weylê.., Kelha Bafê li belevanê / Kelha Bafê ya rengîn yadê li belevanê / Van tacir û kelekvana ji Diyarbekirê kelekên xwe berdanê / Weleh, qefla van kelekan li ber qesra bavê mi Seyranê / Yadê, tu wê xêrê bikê xêrê bi çavê xwe nebînê / Çawa te nehêla ez bi bavê xwe re têr bigerim ser hasilan û demanê / Yadê, weyla li min rebenê / Li min êsîrê / Xudê xirab bika mala Qaymeqamê Mûsil û zapitê Mihemed Begê Cizîrê / Çawa xeniqandin bavê min rebenê / Xwediyê şebekan û zincîrê."
MODERN GRUPLAR DA ŞARKI OLARAK SESLENDİRİYOR
Halk arasında da kilam olarak söylenen bu ağıt dengbêjlerden sonra Koma Gulên Xerzan ve Kardeş Türküler grubu tarafından da bestelenmiştir.
Cihan Ölmez - dihaber