BOP'a karşı 'Demokratik Ulus Projesi' 2017-06-01 09:03:41 HABER MERKEZİ - Yüzyıl önce İngiltere ve Fransa arasında çizilen Ortadoğu haritası, hegemonik ve statükocu güçlerin Suriye'deki çatışmalarıyla yeniden çiziliyor. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) karşı PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Demokratik Ulus Projesi" halklara umut uluyor. Donald Trump'un başkan seçilmesi ile ABD'nin Akdeniz'den Dêra Zor'a kadarki Suriye topraklarında savaşı derinleştirme ve Ortadoğu projesini hayata geçirme arayışı daha da sürat kazandı. Bu kapsamda Baas Rejimi'ni İdlip'teki saldırıyı bahane ederek hedef alan ABD, kendi güçlerine yaklaştığı gerekçesi ile de rejimin konvoyunu vurmayı ihmal etmedi. Öte taraftan günümüze kadar Şehba ve Fırat'ın doğusu üzerinde istihbarat harici faaliyet göstermeyen ABD, kendisine bağlı Cephe El Şemiye ve diğer güçlerle Şehba, İdlip ve Halep çevresinde etkinlik göstermeye başladı. 3'ÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI 1990’lı yıllarda Irak müdahalesi ile başlayan ve ABD ile beraber hareket ettiği egemen güçlerin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olarak adlandırdığı Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme ve paylaştırma savaşı, Suriye'de derinleşen çelişkiler ile devam ediyor. 2003 yılında Irak'ın yeniden dizayn edilmesi, 2011'de başlayan "Arap Baharı" ve devam eden Suriye iç savaşı bu proje kapsamında değerlendiriliyor. Uzmanlara göre projenin bölgeyi sürüklediği kaotik ortamın 25 ile 50 yıl arası sürmesi bekleniyor. Bu kaotik ortamda egemen güçler, statükocu güçler ve destekçileri ile demokratik yeniden dönüşümü esas alan güçler arasında, 1'inci Dünya Savaşını aratmayan bir süreç yaşanıyor. Yüzyıl önce İngiltere ile Fransa arasında yapılan paylaşımı esas alan Suriye, iç savaşın acısını yaşarken, statükoyu devam ettirmek isteyen İran ve Türkiye'nin ise, her başlıkta krizler yaşadığı ve basınca çok fazla dayanamayacakları varsayılıyor. Bu kapsamda Suriye'de son aşamalarına gelen yeniden dizaynın, kendilerini demokratik esaslar çerçevesinde dönüştürmeyecek İran ve Türkiye'nin de varacağı durak olduğu belirtiliyor. Suriye'de demokratik dönüşüme ve halkların birlikte eşit yaşamına proje sunan Kürtlerin ise, bu sürecin dinamosu görevi göreceği kaydediliyor. ABD TÜRKİYE YOL AYRIMINDA Bu çerçevede yaşanan 3'üncü dünya savaşında pay almak isteyen tüm hegemonik güçler yönlerini Suriye'ye çevirmiş durumda. Suriye'de yüzyıllar sürecek yeni haritaların çizileceği, herkes tarafından kabul edilen bir gerçeğe dönüştü. Bu haritanın çizilmesinde ve pay almadan hegemonik güçlerin çelişkileri sürerken, Trump'lı ABD en büyük payı almak için arayış ve ittifaklarını derinleştiriyor. Bu kapsamda Türkiye ile ABD arasındaki 65 yıllık NATO ittifakının dengesiz bir noktaya evirildiği ve bu dengesizliğin Türkiye'nin bölge üzerindeki ideolojik hesapları olduğu kaydediliyor. ABD'nin Türkiye'nin tüm girişimlerine karşı YPG'yi silahlandırması, Rakka operasyonundan dışlaması ve Şehba bölgesinde Cephe El Şemiye'nin "Fırat Kalkanı" gruplarına saldırması bu çerçevede ele alınıyor. HEGEMONİK GÜÇLER HALKLARI ESAS ALMIYOR ABD'nin Rojava güçleri ile kurduğu ittifaktan rahatsız olan Türkiye ve Federe Kürdistan Bölgesi'nin KDP'si ise, İran ve Baas Rejimi'ne karşı ABD'nin hesaplarına dahil olmak için bu ittifakları bozma arayışı sürüyor. Suriye'nin Qereçox Dağı'ndaki YPG karargahı ve Şengal saldırısının ittifakı bozma arayışı olduğu kaydedilirken, statükocu ve hegemonik güçlerin halkların çıkarlarını esas alan bir arayış içinde olmadıkları belirtiliyor. DEMOKRATİK ULUS KURTULUŞ YOLU PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın demokratik ulus paradigmasının Rojava'da DAİŞ, KDP, Türkiye saldırıları karşısında güçlenerek çıktığı ifade edilirken, statükocu güçlerin hedef olarak bu projeyi tasfiyeyi önlerine koyduğu belirtiliyor. Bu sebeple Kuzey Suriye Demokratik Federalizmi'nin halkların tek kurtuluş yolu olduğu dile getirilirken, bu yapının kendisini korumak ve geliştirmek için ittifaklarını güçlendirmesi, askeri ittifakları siyasi ve toplumsal ittifaklara dönüştürmesi gerektiği belirtiliyor. Özelikle koalisyon güçlerinin Rojava ve Kuzey Suriye'ye toplumsal dönüşümü ehlileştirmek için saldırı kapılarını açık bıraktığı gözlemi ile, toplumsal dönüşümün güçlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. İTTİFAK ARAYIŞLARI Bu kapsamda özelikle İdlip ve Şehba'da DAİŞ, KDP, "Fırat Kalkanı" grupları ve Türkiye'nin tavizler karşılığında yeni ittifak arayışlarının bitmeyeceği ve Rojava ile Kuzey Suriye'yi hedef alacakları belirtiliyor. Türkiye'nin KDP ile gelişen ilişkiler, Şehba'da "Suriye Ulusal Ordusu" arayışı, bu çerçevede ele alınabilir. Türkiye'nin eğittiği, silahlandırdığı "Fırat Kalkanı" grupları arasındaki çatışmaların da hegemonik güçlerin müdahalesi olduğu belirtiliyor. HALKLAR UMUDU BÜYÜTTÜ Sonuç olarak "Fırat'ın Gazabı" ile Rakka'ya ilerleyen Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD), Tabqa, Fırat Barajı zaferleri ve Rakka kuşatması, halkların demokratik Kuzey Suriye Federasyonu oluşumuna daha güçlü katılımını sağladı. Halklar QSD ile umutlarını büyütürken, gördükleri Minbic örneği ile de birlikte yaşamın temellerini güçlendirdi. Halkların coşku dolu bu birlikteliği ise, Ortadoğu halklarına aydınlık yarınları vaat ediyor. Erdoğan Altan - dihaber