Savaş ve mezhep çelişkilerinin kıyısındaki İran sandığa gidiyor

ANKARA - Yarın sandık başına gidecek olan İran, 6 aday arasında yeni Cumhurbaşkanını seçecek. Suudi Arabistan’la savaşa varacak bir kriz yaşayan, mezhep çelişkisinin ekseninde bulunan İran’ın yumuşak karnını ise diğer ülkeler gibi çözmediği Kürt sorunu oluşturuyor. Gazeteci Hüseyin Aykol, "Dünya açısından Ruhani’nin seçilmesinde fayda var; ancak son sözü Hamaney söyleyecek" dedi.

Bölge dengeleri açısından önemli bir konuma sahip olan İran, yarın cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gidiyor. “İmamlar Cumhuriyeti” olarak da tarif edilen ve bu yüzden esas olarak dini lider Ali Hamaney’in sözünün belirleyici olduğu ülkede, cumhurbaşkanlığı için 6 isim yarışacak. Mustafa Haşimiteba, Hasan Ruhani, Muhammed Bakır Galibaf, İshak Cihangiri, İbrahim Reisi, Mustafa Mirselim’in aday olarak katılacağı seçimde, rekabetin dini referanslar ile hareket eden ve Hamaney’den sonra dini lider olarak göreve gelecek isimler arasında gösterilen İbrahim Reisi ve ılımlı olarak kabul edilen Hasan Ruhani arasında geçmesi bekleniyor.

KÜRT SORUNU YUMUŞAK KARNINI OLUŞTURUYOR

İran, bölgede yaşanan mezhep eksenli çatışma ve çelişkilerin de merkezi konumundaki ülkelerden birini teşkil ediyor. Kürt sorunu üzerinden Irak, Türkiye ve Suriye arasındaki statükonun bir parçası konumunda olmasına rağmen Suriye politikası nedeniyle Türkiye ile Yemen ve bölgedeki mezhep çelişkileri nedeniyle Suudi Arabistan, Katar’ın yanı sıra İsrail ile ciddi çelişkiler yaşayan İran’ın önünde aynı zamanda ekonomik ve sosyal sorunlar da bulunuyor. Bölge ülkeleri gibi Kürt sorunun yumuşak karnını oluşturduğu İran, Rusya, Suriye ve Irak merkezi yönetimi gibi müttefikleri ile hareket ediyor.

İRAN HALKI EĞİLİMİNİ GÖSTERECEK

Esas olarak dini lider Ayetullah Ali Hamaney ve Anayasayı Koruma Konseyi’nin sözünün geçerli olduğu ülkede, yine de Cumhurbaşkanlığı konusunda İran halkının vereceği karar, ülkenin yönünün belirlenmesi açısından önemli olacak. Adaylar arasındaki rekabette de, batı ile ilişkiler, nükleer enerji geliştirme programı adı verilen programın geliştirilmesi yaklaşımı, bölgede yaşananlara ilişkin tutumlar, ekonomi ve ülkenin yönetilmesine ilişkin siyasi eğilimler üzerinden bir yarış söz konusu. Resmi tatil olan Cuma günü yapılacak seçimlerde birinci turda herhangi bir aday yüzde 50+1 oy almaması halinde ikinci turda en fazla oyu alan iki aday yarışacak.

YARIŞ TÜRKİYE’DEN DAHA DEMOKRATİK

Bölgeyi yakından takip eden gazeteci Hüseyin Aykol, seçimin Ruhani ve Reisi arasında kıran kırana geçeceğini İbrahim Reisi’ye daha fazla şans verildiğini söyledi. İran’da kadınların cumhurbaşkanı olamadığını, kanunen bunun yasaklandığını anımsatan Aykol, İran’daki cumhurbaşkanlığı yarışının Türkiye’deki seçimlerden daha “demokratik” geçtiğini ve 6 adayın televizyona çıkıp tartıştığını hatırlattı.

MÜRİTLER SİSTEMİ

İran’da siyasi parti kurmanın yasak olduğuna işaret eden Aykol, sistemin “imamlar örgütlenmesi” üzerinden şekillendiğini ve buna “müritlik sistemi” denilebileceğini, ılımlı adayların bile belli sınırlar içerisinde hareket edebildiğini söyledi. Aykol, şans tanınan Reisi’nin aynı zamanda sertlik yanlısı bir politika izlediğini dile getirdi.

ILIMLI MUHAFAZAKÂR YARIŞI!

Ruhani’nin batı ile ilişkileri devam ettirmek istediğini, ancak yarışta yine de ekonominin önemli bir başlık olduğunu dile getiren Aykol, İran’daki seçimlerin olası bir bölgesel savaşa etkilerini anlatarak, şunları kaydetti:

REİSİ SERTLİK YANLISI

“Batı ile ilişkilerde Ruhani bu durumu devam ettirmek istiyor. Batı ile ticaret yapmak zorundayız diyor. Tabi her gün Tahran’a inen diplomat sayısı Ankara’dan fazladır. Yani ambargo döneminde bile bu böyledir. Ambargo döneminde bile batı ilişkileri sürdürdü; ancak fazla alış-veriş yapamadı. Tabi Reisi de ‘ben gelir gelmez bu anlaşmaları yırtıp atacağım’ demiyor; ancak Suudi Arabistan konusunda çok daha sert davranacak. Yemen’deki savaş tabi bir vekalet savaşıdır. İran ile Suudi Arabistan arasındaki bir savaştır. Yemen’deki savaş bitmeden Suudi Arabistan topraklarında bir savaş olabilir. Yani dünya açısından Ruhani’nin seçilmesinde fayda var; ancak son sözü Hamaney söyleyecek.”

ROJAVA MESELESİNDE DÜŞMANIM DÜŞMANI DOSTUM YAKLAŞIMI BELİRGİN

İran’da Kürtlerin kültürel kimi haklara sahip olduklarını; ancak yine de Kürt hareketi ve toplumu üzerinde ciddi baskılar olduğunun altını çizen Aykol, Kürt sorununun Tahran yönetiminin yumuşak karnı olduğuna işaret etti. İran’ın Kürt politikasında Türkiye’den daha ileri olduğunu dile getiren Aykol, Rojava meselesindeki tutumuna da işaret ederek şunları söyledi:

“Rojava açısından şimdi orada da devletler arası ilişkiler de tuhaftır. Türkiye Rojava’daki Kürtleri düşman olarak gördüğüne göre ‘ben onlara yardım etmesem bile nötr kalırım’ gibi bir anlayış var. IŞİD ile savaş anlamında Suriye’de yaşananları gördükten sonra sadece Batı değil İran da Kürtleri alkışlıyor. Yani son defa Şam’dan gelen resmi açıklama önemli Suriye dahi Kürtleri meşru görüyor. Diyor ki Rakka’yı alanlar Rakkalı, Tabqa’yı alanlar Tabqalı bizimle bir mücadele yok. Salih Müslim’in o konuda söylediği çok önemli. ‘Biz gidip Şam’ı kurtaramayız çünkü biz Şamlı değiliz. Biz kendi topraklarımızı kurtarıyoruz. Bizim herkese önerdiğimiz herkes kendi kasabasını kurtarsın’ diyor.”

MEZHEP ÇATIŞMASI VE ÇELİŞKİSİ DEVAM EDECEK

Ortadoğu’da esas olarak, “mezhep çelişkisi ve çatışması” olduğuna işaret eden Aykol, “Bu çelişki sona ermeyecektir. Bu anlamda da çok ciddi bir durum. Bir tarafta İran, Irak , Suriye’deki Şii’ler ve onun karşısında Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri ve Türkiye. Türkiye’nin yanlış ata oynaması da buradan geliyor” diye konuştu.

Kenan Kırkaya - dihaber