‘YEKA ihalesi daha fazla kirli enerji üretmek için kullanılacak’

İZMİR – Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın Rüzgâr Enerji Yenilebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesini değerlendiren ekolojist Ertuğrul Barka, temiz enerji olarak sunulan projelerin daha fazla kirli enerji üretebilmek için kullanılacağını söyledi.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Rüzgâr Enerji Yenilebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesi önceki gün yapıldı. Yapılan ihaleyi Türkiye’nin son dönemlerde diplomatik sorunlar yaşadığı Almanya’ya ait Siemens ile Türkler ve Kalyon konsorsiyumu kazandı. Konsorsiyumun 100 milyon doların üzerinde yatırım ile 1000 megavatlık rüzgar enerji kapasitesi oluşturacağı belirtilirken, kurulacak fabrikalar ile çeşitli bölgelerde 300 ila 450 arasında rüzgar tribünü kurması planlandı.

Fabrikaların kurulacağı bölgeler ile kurulacak tribünler için seçilen bölgelerin nereler olduğuna dair henüz bir açıklamanın yapılmadığı proje, beraberinde tartışmaları da getirdi. Türkiye’de kurulduğu yerler ve kuruluş biçimleri ile tepki toplayan rüzgar tribünleri, çıkardıkları gürültü ve yaydıkları radyasyon ile tepkilerin odağında. Ekolojist Ertuğrul Barka, yapılan ihaleyi değerlendirdi.

‘KİRLİ ENERJİ İÇİN KULLANILACAK’

Küreselleşmiş sermayenin Avrupa’da ekolojik yıkımlara ve çevresel kirliliklere neden olacak yatırımlar yapmadığını belirten Barka, ekolojik yıkımın Avrupa ülkeleri eliyle geri kalmış politik, ekonomik, askerî egemenliklerinin etkisi altındaki ülkelerde yapıldığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın kirli enerjisi ile birlikte ekolojik tahribata neden olan yatırımlarının merkez üslerinden biri yapıldığını dile getiren Barka, “Demir çelik, madencilik, gemi sökümü, tekstil, dericilik, çimento, rafineri, petrokimya ve benzeri, çok enerji ve su tüketen ekolojik yıkım ve çevresel ağır sorunlara neden olan yatırımlarını bizim gibi ülkelerde yapmaktadırlar” sözleri ile yapılan ihaleyi değerlendirdi. “İster fosil kaynaklardan isterse bize ‘temiz’ diye anlatılan, öğretilen, ezberletilen kaynaklardan üretilen enerji olsun” diyen Barka, “temiz” denilen enerjinin nasıl ve nerede kullanıldığına bakılması gerektiğine işaret etti. Barka, “Temiz denilen enerji ile daha fazla kapasite artışı gerçekleştirmek isteyen kirli enerjinin üretimi sağlanacak” dedi. Üretilecek enerjinin ekolojik tahribata yol açan demir çelik ve madencilik gibi sektörlerde kullanıldığını kaydeden Barka, ekolojik tahribata yol açan yatırımların kapasite artışının sağlanmasının zemininin hazırlandığını ifade etti.

‘ULUSLARARASI ANLAŞMALAR YALAN’

Yine yapılacak yatırımlarda yer seçimine dikkat çeken Barka, yapılan yer seçimlerinde ekolojik ve çevresel değerlerin dikkate alınmadığını dile getirdi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının “kes-yapıştır” yöntemi ile yapıldığını aktaran Barka, yapılan anlaşmayı, “Sermayenin kendini büyütmek için seçtiği savaş ve ekolojik yağma ve talan alanıyız. Hukuk, yasa, uluslararası anlaşmalar hepsi yalan. Sermayenin büyümesine, varlığını, egemenliğini sürdürmesine hizmet ettiği sürece kabul görüyorlar” sözleri ile açıkladı.

‘TÜRKİYE’NİN TÜM DOĞASI HEDEFTE’

Yapılan ihale anlaşması ile birlikte Türkiye’nin tüm doğasının hedef haline getirildiğini belirten Barka, yapılacak projelerin yaratacağı sorunları daha önce yapılan bilimsel araştırmaları örnek göstererek şöyle sıraladı: “Kuş göç yollarında doğalın çok üzerinde kuş ölümlerine neden olur. Bu konuda yapılmış bilimsel çalışmalarda, engelsiz göç yollarındaki kuş ölümleriyle RES’lerin kurulu olduğu göç yollarındaki kuş ölümleri arasında ekolojik sorun olarak tanımlanacak kadar fark saptanmıştır. Elektromanyetik dalgalar oluşumuyla ciddi sorunlar üretmektedirler. Yapılan ölçümlerle ciddi gürültü ürettikleri ve bunun da insanlarda bedensel ve ruhsal sağlık sorunlarına neden olduğu saptanmıştır. RES’lerin en önemli ekolojik yıkımlarını da doğal bitki örtüsüyle hayvan varlığında görüyoruz. Flora ve faunanın gördüğü zararlar geri döndürülemez boyutlarda olabilmektedir. Yöresel olarak da meyve sebze üretiminde, hayvan varlığı sayısında azalmalar; ekonomik çöküntü ve sonunda göçler, kültürel aşınmalar gibi toplumsal sorunlar da yaşanmaktadır.”

‘YENİLENEBİLİR ENERJİDEN SÖZ EDİLEMEZ’

Projelerin ekonomik odaklı olmasından kaynaklı yenilenebilir enerji yatırımından söz edilemeyeceğinin altını çizen Barka, başta Ege Bölgesi olmak üzere birçok yerde yapılacak projelerle daha fazla insanın yerinden göç edileceğini aktardı. Yıkım ve talan projeleri olarak tanımladığı projeler için Barka, halkla birlikte örgütlü mücadeleden başka yol olmadığını, olayın siyasallaştırılması gerektiğini vurguladı.